9 Mayıs 2012 Çarşamba

bizim hayatımız “o” artık

Annelik iç güdüseldir kabul ama şu üç ayda yaşadıklarım anneliğin çoğunun tecrübe olduğunu öğretti bana.Ve Allah ömür verdiği sürece öğreneceğim,yaşayacağım daha çok şey,uzun bir yol var önümde.Üç ayı geride bıraktık.İlk günden beri nerdeyse bebeğimle yapışık yaşadım diyebilirim.Her fırsatta kucakladım,emzirdim,konuştum,şarkılar söyledim,hiç ayırmadım yanımdan.Hatta yeri geldi kıskandım,onu babası hariç herkesten kıskandım.Bi başkası kucağına aldığında bile yüreğim hop etti bir yeri acıyacak,düşecek diye.Bu duyguyu yaşamayan birine belki çok “tuhaf”  gelecek bu cümlelerim ama eminim yaşayan anlayacaktır :)

Şimdiye kadar “bebik ne isterse,nasıl isterse” öyle oldu herşey.Minicik bişey olmasına bakmayın onun da istekleri var :) Ama artık üç ayı geride bıraktı,şimdi bişeyler öğrenme-öğretme vakti :)Daha önce farkında olmadığı bir çok şeyi keşfetmeye başladı.Daha minicikken başlayan gülümsemeler zamanla gülücüğe dönüştü.Ağlamaların yanına önce “agıııı”lar eklendi ardından “aguu,aaa” sesleri ve tuhaf çığlıklar geldi.Şimdilerde öyle tatlı sesler çıkarıyor ki biz ona “şarkı söylemek” diyoruz :)Başkasını bilemem ama babası ve ben oğlumuzun yaptığı herşeye hayranız.Onu uyurken izlemek hatta özlemek,çektiğimiz fotoğraflardaki artistliğine hayran kalmak,gittiğimiz her yerde bi anda çevresini sarıp onu seven,adını,yaşını soran insanlarla karşılaşmak,hep ondan konuşmak,onu aramıza alıp saatlerce onunla oynamak,hayallerimizi artık ona göre şekillendirmek ve daha nicesi…bizim hayatımız “o” artık :) Hatta bana bu yazıyı tetikte yazdıran,devamını yazacakken yarım bıraktıran da o :)
Neşeniz bol olsun...

2 Mayıs 2012 Çarşamba

BEBİK TATİLDE :)

Sanki uzun zamandır bloga yazı yazmayan ben değilmişim gibi yazayım bu yazıyı.Sizler de sanki blogum her daim güncelleniyormuş gibi hissedin :) Ben bugün bu yazıyı yazmayıp fotografları yayınlayamazsam bi daha hiç yazamıcam eminim.Çünkü fotoğraflar diğer binlerce fotoğrafın arasına karışıp,unutulup gidecek.Sonra ben hatırlayıp “aa şunları da bloga ekleyeyim,ilerde bebik okur,bakar” filan dediğimde binlerce fotoğrafın arasından bunları bulamayacağım.Hatta aramaya üşeneceğim.Kendimi biliyorum,bugün yazdım yazdım daha da yazamam :)

 Havalar ısındığından beri her fırsatta Çandarlı ya gidip bebikimize temiz hava aldırıp geliyoruz.Ama bu gidişlerimiz hep günü birlik oluyordu.Çok istesekte “aman bebik üşür,aman uyuyamaz oralarda,aman yatağı,aman kıyafetleri” derken kalamadık bir türlü.Bu duruma dayanamayan dede duruma el koydu. “Torunumun odası benden,gidin mobilyalarını seçin,ne gerekiyorsa alın” deyince biz dururmuyuz :) Hemen ikeaya gidip daha bebik doğmadan seçip beğendiğimiz mobilyaları aldık.Daha önce yazmıştım bizim oradaki odamızın mobilyaları da ikea.Ahmet Tuğra nın karyolasını da ordan aldık ki uyumlu olsun diye...
Acaba yerini yadırgar mı,uyur mu filan diye korkuyordum ama maşallah orada çok daha güzel uyudu bizimki.Keşke hep orda kalsaydık :)Şimdi işin yoksa haftasonunu bekle heyecanla :)
Neşeniz bol olsun…

2 Nisan 2012 Pazartesi

ANI YAŞAMAK...


Anı yaşamak…zamana yenik düşmeyen hislerle dolup taşmak.Ne geçmişe takılıp kalmak ne de geleceğe uzanmaya çalışıp anı unutmak.Yapılabiliyorsa en güzeli anı yaşamak.Her zaman şimdiyi doyasıya yaşayanlardan olamasam da geçmiş yada gelecekte de çakılı kalmadım hiçbir zaman.Rahmetli annannemin “Allah bugünlerimizi aratmasın…” duası benim de dilimdedir her zaman.Çok şükür duam karşılık buldu şimdiye dek.Takılıp kalmadım geçmişe ama özledim geçmişten bazı minik anları,herkes kadar özledim, en çokta çocukluğumu :)

Zamanında sevdicekle evlilik yoluna çıktığımızda o zamanki çevremin “bak bugünlerinin kıymetini bil,evlenince öyle olmayacak,böyle olmayacak” tarzı söylemleri yüzünden çok bunaltmışımdır Ali yi.Öyle korkulara ittiler ki beni sandım ki her evlilik aynı,evlilik varsa aşk yok.Hatta şurada bazı cümlelerimden sızıyor kaygılarım :) Oysa ki yaşadıkça öğrendim ne kadar yersizmiş kaygılarım…

Evliliğimin ilk yılında yine karşıma çıktı felaket tellalları. “aa bugünlerinizin kıymetini bilin,siz şimdi cicim aylarınızdasınız çok ararsınız bugünlerinizi”.Ben yine sandım ki zaman geçtikçe bu rüya misali günler bitecek,her şey,tüm güzellikler tavsayacak,biz  sıradanlaşıp tükeneceğiz.Oysa ki ilk günlerimizi gülümseyerek,mutlulukla anımsarken bugünün keyfini hiçbir şeye değişmeyeceğimi yaşarken öğrendim…

Hamileliğim süresince de yine farklı kişilerden aynı cümleleri duydum :) “hamileliğinin tadını çıkar,bak çocuk doğsun çook ararsın bugünlerini” evet çok güzel bir hamilelik yaşadım çok şükür,çoğu duygumu da buradan yazdıklarımdan az da olsa hissetiniz sanırım.Hatta şuradan küçük kaygılarımı da hissettirdim sizlere.Doya doya yaşadım miniğimin içimde büyüdüğü o güzel anları.Ve minik mührümüzün doğumuyla birlikte anı yaşamaya başladım doyasıya.Onsuz hiçbir günümü aramıyorum,aramam da :)

Şimdi miniğimi büyütürken yine susmuyor o sesler “sen dur daha bunlar iyi günlerin,asıl iş çocuk büyüyünce…çok ararsın bu bebek hallerini,keşke hiç büyümeseydi dersin” diye bilmeden de olsa çalmaya çalışıyorlar benden bu güzel anlarımı.Ama yok artık yemiyorum ben bunları :) Artık duydukça bu sözleri gülümsüyorum ve içimden her zaman ki duam yükseliyor “Allah bugünlerimizi aratmasın…”(AMİN)

Neşeniz bol olsun…

26 Mart 2012 Pazartesi

UYKU ARKADAŞI


Uzun zamandır ne yazı yazabildim ne de sevdiğim blogları okuyabildim.Ama bu seferki vakitsizlikten değil bilgisayarımın arızası yüzünden oldu :( Eski bilgisayarım Dell beni 5 yıl idare etti ama daha 2 ay önce aldığım Asus 2.ayda servise gidip geldi.Bendeki de şans işte.Bilgisayarın yokluğundan telefondan hallettim internet işini ama kocaman ekrana alışmışken telefon ekranından blogları izlemenin hiç bi keyfi yok.O yüzden sadece twitter da takılabildim bunca zaman...

Neyse durumumu arzettiğime göre sayfama ve özlediğim bir çok bloga kavuşmanın keyfini çıkarabilirim.Bu arada son bir haftadır ailecek hastayız.Çok şükür önemli bir şeyimiz yok gribiz :(  Geçen hafta boyunca Ali evdeydi,o evde iken miniğimizle bol bol vakit geçirdik,gezmelere gittik.Benim için herşey çok daha kolay oldu.Hasta olmamıza rağmen Ali nin tüm gün bizimle olması bize çok iyi geldi.Bizim minik adamın aksırsa da tıksırsa da etrafa gülücükler saçması,babasının anlattığı şeyleri anlıyormuşçasına gözlerini kocaman açarak dinlemesi hastalığı filan unutturdu bize.Ama bu gün Ali işe gidince yine elim ayağıma dolaştı.
                                        *        *       *
Hayatınıza bir bebeğin dahil olması demek önce tüm sistemin altüst olması sonrasında da herşeyi yeniden bir sisteme oturtmak için uğraşmak demek.Biz de neredeyse iki aylık olduk ve yavaş yavaş bebeğimize bir düzen kurmaya çalışıyoruz.Ama bir seyehat,bir hastalık vs. durumlarında herşeyi baştan almak zorunda kalınabiliyor.Evet bizim için daha çok erken,henüz tam anlamıyla bir düzenimiz bile yok.Nasipse 3.ayın sonundan itibaren çok daha hummalı bir çalışma bizi bekliyor.Şu an sadece bebekle ilgili konularda minik adımlar atıyor,minik alıştırmalar yapıyoruz.İlk adımlarımızdan biri de Ahmet Tuğra ya bir uyku arkadaşı seçmek oldu.Aman ne zormuş uyku arkadaşı seçmek :) Özel bir uyku arkadaşı almadık.Zaten evde uyku arkadaşı olmaya müsait bir sürü yumuşacık oyuncağımız vardı.Onlar üzerinde tek tek düşünüp birini oğlumuzun yanına yatırıverdik.Uyku eğitimine başlamadan oğlumuz arkadaşına alışsın şimdiden dedik.Bir çok uzman bebeğin bir battaniye bir tülbent veya böyle bir oyuncakla uyumaya alışmasının faydasından bahsediyor.Farklı bir yere gidildiğinde falan uyku arkadaşını yanında gören bebek daha kolay uykuya dalabiliyormuş.Yalnız ben bebeğimin uyku arkadaşına aşırı bağlanmasını,zamanla onu yalayarak,ısırarak filan uykuya dalmasını istemiyorum.Onu yanında görmesi yeterli benim çin :)Çünkü öyle bebekler var ki bir battaniyeye filan aşırı derecede bağlanıp onu koklayarak ona sarılarak uyuyor,onlar es kaza bir yerlerde unutulduğunda yada yıkandığında filan kıyametleri koparıyor bir türlü uyuyamıyorlar.Hatta alıştıkları o battaniye zamanla kirleniyor,onlar büyüdükçe yıpranıyor ama çocuklar vazgeçemiyor ondan.Bu da hoş bir durum değil.Çocuğumuzun uyku arkadaşı olsun derken arkadaşına öyle aşırı derecede bağlanmasını istemem.

Uzun zamandır uyku arkadaşı bizim miniğimizin yanında yatıyor ama bizimkinin umrunda bile değil.Hele biraz daha büyüsün,nesneleri ayırtetmeye başlasın o zaman göreceğiz neler olacağını :) Uyku arkadaşı konusunda seçeneğimiz çoktu,bazılarını fotoğrafladım sizin için :)

Bu bizim Kurbik,bir süre ilk arabamızın arka camında bizimle birlikte Türkiye yi gezdi kendileri :) bu sevimli şeyi düşünmüştük uyku arkadaşı olarak ama gözleri,kolları,bacakları derken bizim minik adam büyüdükçe Kurbik efendiye rahat vermez gibi geldi bize :)
Bu da Fanki :) Bu arkadaş Ali nin çok güzel bir sürprizi sonucu gelmişti bana.Onu ilk gördüğümde kocaman ellerinde dünyanın en güzel hediyesiyle arabanın arka koltuğunda oturmuş bana bakıyordu :)Bu kadar kocaman olmasaydı uyurken oğluma arkadaşlık edebilirdi.

İşte cimbom.Tam uyku arkadaşı olabilecek kıvamda.Küçük,sevimli,yumuşacık bir küçük aslan :)At çantaya minik adamla gidilen her yere götür :)

Neşeniz bol olsun...

13 Mart 2012 Salı

DİKİLİ BİR AĞACI OLSUN…


Yıllar önce “bir gün bir bebeğimiz olursa doğduğu gün bi ağaç dikelim onun için,onunla birlikte büyüyen bir ağacı olsun” demiştik.ağacını dikeceğimiz yer belliydi;Çandarlı’daki yazlığın bahçesi…E bizim minik adam minicikken Çandarlı ya gidemediğimiz için dedesi bizim yerimize bu işi üstlendi ve bir çınar ağacı dikti bahçeye.
Geçen Cuma 40 ımız uçtu gitti.Cumartesi günü güzel havayı da görünce Çandarlı ya gitmek için çıktık yola.Önce ben biraz tereddüt ettim “acaba bebikle zor olur mu” diye.Hiçte zor olmadı tam tersine çok keyifli bir gün geçirdik.Yolda güzel bi kahvaltı yaptık.Çandarlı da da mis gibi mangal yapıp yedik :)Bir de dedik ki oğlumuzun çınar ağacı dikilirken biz yoktuk bari bi ağaçta biz dikelim.Bahçede her türlü meyve ağacı vardı bir tek nektarin ağacı kurumuştu.O yüzden nektarin fidanı aldık ve Ali babasının yardımıyla dikti miniğimizin ikinci ağacını.Allah meyvelerini yemeyi de nasip eder inşallah…Gerçi dedesine kalırsa bahçedeki bütün ağaçlar torununmuş ama olsun :)hem bu yeni ağaçlar sadece onun ve onunla birlikte büyüyecekler inşallah…

Neşeniz bol olsun…


9 Mart 2012 Cuma

KİTAP DEMİŞKEN...


Hazır “kitap” demişken dün yine Ali den bana hediye gelen yeni kitaplarımı da yazıvereyim :) İlki Emzirme Sanatı.Doğumdan bu yana süt ve emzirme konusunda yenilecek,içilecek,okunacak ne varsa bana getiren Ali, bu seferde bu süper kitabı almış bana.Kitabı elime alır almaz sayfalarını karıştırdım,inceledim biraz.Benim çok işime yarayacak mutlaka.Anne adaylarına ve ben gibi taze annelere şiddetle tavsiye ediyorum.

Minik mührümüze kavuştuğumuz günden bu yana başkayız,bambaşka.Hele ben öyle bir aşka düştüm ki  inanın tarifi yok.Her anım,her saniyem onunla dolu.Öyle ki bloguma bile sayfalarca onu yazmak istiyorum,ondan başka yazdığım her şey yavan geliyor bana.Ama blogumu her açtığımda tutuyorum kendimi,elimdeki defterime yazıyorum onu bol bol :) İlk günden beri büyük bir azimle,büyük bir aşkla emziriyorum bebeğimi.Ama daha önce de bahsetmiştim sanırım ilk zamanlar sütümün azlığı dert oldu bana.Bu konuda twitter annelerinin desteğini asla unutmayacağım özellikle yeni annelerin gönüllü destekçisi,gönlü güzel  Zeynep ve ismini sayamadığım nice güzel anne...buradan hepsine bir kez daha teşekkürlerimi sunarım…
En büyük destekçim sevgili eşim için ne yazsam ne kadar teşekkür cümlesi sıralasam yetmez,bilirim.İşte yine ben ve minik oğlumla olduğunu hissettirdi.Aldığı bu kitaptan çok şey öğreneceğiz birlikte inşallah.

İkinci kitap “Rüzgarı Dizginleyen Çocuk”.İlginç bir kitaba benziyor.Bu kitap sırasını bekleyecek, malum daha sırada çok kitap var ama ben de vakit yok.Ne zaman okurum bilemiyorum ama okuyunca belki yazarım bu kitap hakkında da :)
Kitap dedik ne iyi ettik…

Neşeniz bol olsun…

6 Mart 2012 Salı

KİTAPLARIM


Daha  önce şurada doğum günümde Ali nin hediyesi olan bir kucak dolusu kitabımdan bahsedeceğim demiştim.Hazır fırsat bulmuşken hemen yazayım kitaplarım hakkında.Ali nin bana yaptığı sürprizler içinde her zaman en sevindiğim hediyeler  kitap sürprizleri oluyor :) Zaten son yıllarda doğum günlerimde Ali nin hediyeleri arasında mutlaka istediğim kitaplar yer alıyor.Çok şanslıyım :)
Kitaplarıma gelelim;

1.Prof.Samy MOLCHO-Çocuk Beden Dili ;Bir heves aldım elime ama nedense daha ilk sayfalarda hevesim kaçtı.Belki ilerde tekrar alırım elime ve bu sefer okuyup bitiririm.

2.Mustafa Sabri BEŞER-Ve İnsan Aldandı

3.Qaısra SHAHRAZ-Tayfun; Şu an okuduğum kitap.Pakistan,İran vs edebiyatı hep ilgimi çekmiştir.Bu kitapta Pakistan edebiyatından bir eser.Uzun zamandır elimde,çok güzel,sürükleyici bir kitap olmasına karşın fırsat bulup elime alamıyorum ama çok merak ediyorum kitaptaki hikayenin gidişatını.

4.Dr.Harvy KARP-Mahallenin En Mutlu Bebeği;Bir taze anne olarak çok severek okudum,güzel,bilgilendirici bir kitap.

5.Paola GİORDANO-Asal Sayıların Yalnızlığı

6.Murat MENTEŞ-Dublörün Dilemması;En çok merak ettiğim kitap.Bi an önce bu kitabıma sıra gelsin diye heyecanla bekliyorum.

7.Haruki MURAKAMİ-İmkansızın Şarkısı

8.Halil CİBRAN-Kırık Kanatlar

9.Halil CİBRAN-Kum ve Köpük

10.Halil CİBRAN-Asi Ruhlar

11.Halil CİBRAN-Ermiş

Neşeniz bol olsun...

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...