25 Ocak 2013 Cuma

HOME SWEET HOME


Ve nihayet tatil...Meslek hayatımda bana bu kadar uzun gelen,bitmek bilmeyen bi dönem daha olmamıştı sanırım :) Evde bekleyen minik mührüm söz konusu olunca okulda vakit geçmek bilmedi benim için.Malum ben Ahmet Tuğra neredeyse 7 aylıkken döndüm okula.İlk zamanlar sarılıp koklaşmalı olan kavuşmalarımız son zamanlarda ellerimi sımsıkı tutup evin dört bi yanında deli gibi koşup kutlama törenlerine dönüşmüştü...Neyseki şu tatilde her saniyemiz dipdibe geçecek iiinnnşallaahh :) Pazartesi günü kısmetse annemle babam da geliyor bu tatilin tadına doyum olmaz artık.Ha bu arada 27 ocak benim, 30 ocak miniğimin doğum günü.İkimizin kutlamaları aynı gün bir arada ana-oğul partisi şeklinde olacak.O tarihe kadar bi fırsat bulup oturup evde hazırlıkları bitirmem lazım.Zaten yeni evimize taşınmamız,havaların soğuması derken iyice ev kuşu olduk biz.İşlek bi cadde üzerinde olan eski evimizden sonra ön cephesi kocaman ve yemyeşil bi parka bakan arka cephesi de güzel İzmir in güzelliğini gören bu evimizde evden çıkmak istemiyor insan :) Evi görmeye geldiğimizde balkona çıkıp "bu manzaraya doyulmaz ki" demiştim ve hemen içim ısınmıştı buraya.Çok şükür ki bu güzellik nasip oldu bize.Allah herkese yuvasında huzur,isteyen herkese gönlüne göre bi ev nasip etsin...
Kış güneşiyle güzelleşen parkımız...Eve gelen balkondan içeri girmek istemiyor...

Neşeniz bol olsun...

22 Ocak 2013 Salı

Omlet Surat :)

İnstagram daki annelerin paylaşımlarını gördükçe "hadi bir de böyle deneyeyim" dedim.Oğlum ilk günden beri yumurtayı hiç sevmedi.Yemedi,daha kokusunu alır almaz tiksiniyor :( Hal böyle olunca yumurtalı çorbalar filan denedim uzun süre.Onlardan da pek bi sonuç alamayınca bir yaşımıza az bi zaman kala peynirli-maydanozlu omlet denemesi yaptım.İlk zamanlar kıyısından köşesinden yedi.Sevdi de.Ben de değişik omletler denemeye devam ettim keçi sütü-ceviz ilaveleri filan yaptım.Azıcık bişey yiyip gerisini mıncıklayıp atıyordu.Ama olsun azıcıkta olsa yesin derken omletten de bıktı.Henüz böyle şekilli tabaklardan anlaması için erken olduğunu bildiğim halde denedim.Önce bu omlet surata gülerek yaklaştı,mama sandalyesine oturttuğum gibi tabağı altüst ediverdi."Yahu tamam çirkin bişey oldu ama ben ona emek harcadım be çocuğum" diye söylene söylene yerden topladım omlet suratı :) 

Taze sıkılmış meyvelerini pipetle höpürdeterek içmek en büyük eğlencesi.Tabi o da canı isterse :) Büyükannesinin özenle toplayıp yaptığı Çandarlı zeytinlerinin de tadına bir baktı püskürttü.Tuttu bizim yediğimiz marketten alınma siyah zeytinleri şapır şupur yedi...Ahh ah nolacak böyle bilemiyorum artık.Yumurtaya ara verdim bu aralar...Kahvaltısı için başka denemeler yapmaktayım.Bakalım yeni denemelerimde başarılı olabilecek miyim?


Neşeniz bol olsun... 

21 Ocak 2013 Pazartesi

Miniklere Tarifler

Beş kayısı ve bir inciri iyice yıkayıp az bir suyun içinde kaynatıyoruz.Kaynadıktan sonra ceviz ve badem katıp rondodan geçiriyoruz.Ve nefis bir püre elde ediyoruz.Tam miniklerin ağzına layık.İster sabah kahvaltılarında ekmeklerine sürün,isterseniz keklerine katıp tatlandırın.Son zamanlarda benim minik gurme yeme-içme konusunda çok sıkıntılı :( yeni dişleri bekliyoruz.Hele bir de geçen hafta el ayak ağız hastalığı atlattık.Süzüldü minik oğlum benim :(O yüzden sırf miniğim yesin diye canla başla yeni tatlar deniyorum.Bu kayısı püresini oğlum sevdi,yine bu püreyi kullanarak yaptığım keki de sevdi,kemirip duruyor.
 Uzun zamandır bizim miniğin tek derdi kimse karışmasın o kendi yesin.Yakın zamana kadar sebzeleri tam onun minik ellerine göre kesip öyle pişiriyordum.Geçen haftadan beri kaşık ve çatalları çok güzel bi şekilde kullanmaya başladı.Çorbalarını,yemeklerini kaşıklayıp duruyor.Tabi ben kıyafet değiştirmekten,mutfağı baştan sona silmekten ne hale geliyorum söylememe gerek yok sanırım ... Neyse zamanla miniğimin sevdiği lezzetleri keşfedip doya doya yemesini sağlayacağım inşallah.Fırsat buldukça minikler için tarifler yazacağım buraya.Takipte kalın e mi? :)



Aslında fotoğrafları an be an ınstagram dan paylaşıyorum.Ama bloga gelmesi biraz uzun sürüyor :)


Neşeniz bol olsun...

1 Ocak 2013 Salı

OĞLUMSUZ GEZMEM ARKADAŞ :)

,
Etrafımdaki herkes sözleşmiş gibi bi fırsatını bulup bebeğimi babannesine bırakıp gezmeye tozmaya çıkmamı tembihliyor.Hele babannemiz bu fikre bayılıyor :) Ama ben 11 aydır bebeğimi bırakıp gezmeye gitmedim,gitmeyi düşünmedim dahi.Nereye gittiysek üçümüz birlikte gittik.Aklım onda kalmadan,onunla gidebileceğimiz her yere gittik.Böylelikle gezmelerimiz çok daha keyifli oldu.Onun her anına şahitlik etmek istiyorum.Mümkün olsa okula bile gitmeyeceğim onu bırakıp :) Bebeğimizle gezdiğimiz için akşam gezmelerimiz oldukça azaldı ama olsun ne gam,ben onun yanında olayım da akşam gezmelerinden erkenden dönüvereyim :) İlk zamanlar bana sürekli "kendinize vakit ayırın,çocuğu babanneye bırakıverin" diyenlere çok kızıyordum.Bu fikri düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyordu.Sürekli "ya biz yine birbirimize vakit ayırıyoruz,istediğimiz yere gidebiliyoruz zaten,çokta eğleniyoruz" diye açıklıyordum.Ama artık yoruldum,susup dinliyorum.Oğlumuzu bırakıp çıkıp gezmemiz demem benim aklımın evde kalması,içimin içimi kemirmesi,strese girmem demek ki ne anlarım ben o gezmeden.Hem benim ihtiyacım yok ki oğlumsuz gezmeye,benim ihtiyacım olan ailece gezmeler...Ha bu demek değil ki bebeğimi bırakıp gezmediğim için ben en süper anneyim.Öyle bir iddiam yok ki zaten her anne kendi yavrusunun/yavrularının süper annesidir.Bebeğini güvendiğine emanet edip çıkıp gezebilen annelere saygı duyuyor,tebrik ediyorum.Benim durumum fazla paranoyakça farkındayım ama şimdiye kadar içimden geldiğince davrandım.Ve şimdiden sonra da en az oğlum bir yaşını devirene kadar da durum böyle devam edecek...Ama bir yaş sonrası yavaş yavaş oğlumu babannesi-annanesi ile başbaşa bırakacağım inşallah :) 

Gerçi Ahmet Tuğra nın ayaklanmasıyla birlikte onunla bi yere gitmek,gittiğimiz yerde uzunca süre oturmak iyice zorlaştı.Bebekle gezemezsiniz diyenlere inat ilk günden beri geziyoruz.Haliyle bizim minik bey her fırsatta "addahhh" diye çığlıklar atıyor :) Mesela geçen akşam yemeği dışarıda yiyelim dedik.Tüm restaurantı başımıza topladı bizimki.Önce uslu uslu oturup etrafı inceledi.Sonra çalan müzikte dans etmeye başladı ki bayılır dans etmeye :) sonra her girdiğimiz ortamda olduğu gibi etraftakilere gülücükler dağıtarak gelene geçene sevdirdi kendini.Bi ara her görenin oğlumu mıncıklamasına dayanamıyodum ama artık ona da alıştım.Mıknatıs gibi bi bebe varsa kucağınızda geleni geçeni kendine çekmesine alışıyorsunuz :) Neyse sonra bizim siparişler geldi ve bizim minik canavar mama sandalyesine sığamaz oldu.Önce tabaklara yetişip tabaktakileri mıncıklama çabasına girdi.Onu başaramayınca masaya tırmanmaya çalıştı.Ona da müsade etmedik bu sefer eline geçirdiği kaşıkla masaya vurmaya başladı.Bizim için bol atraksiyonlu bi yemek oldu haliyle.Gerçi artık tüm yemeklerimiz bu şekilde...
Onca oyuncak yetmedi benim şemsiyeme taktı kafayı.Evde şemsiyeyle oturan bu minik yakışıklıya ne denir ki?

Ha bu arada hani şimdiye kadar oğlumu bırakıp bi yere gitmedim dedim ya ta ki geçen salı gecesine kadar.Geçen salı talihsiz bi olay geldi başımıza.Yediğimiz turşudan zehirlendik :( Gecenin bi vakti kendimizi acilde bulduk.Allah tan kayınvalidemler yakınlar bize,bi telefonla çıkıp geldiler.Minik bey uyuyordu babannesi onunla kaldı babamda bizi doktora yetiştirdi.Acildeki dr. "bu gece burdasınız gözlem altında tutacağız sizi" deyince napacağımı şaşırdım.Neyseki dr.u ikna edip aldık serumlarımızı evde kayınvalidem taktı.Ama ertesi gün hastanedeki dr da"serviste yatırayım sizi" dedi.Yine Ali müdahale etti,evde sağlıkçı çok diyerek bi serum daha alıp çıktık hastaneden,yatışa evde devam ettik.Allah kimsenin başına vermesin feci bişeymiş besin zehirlenmesi.Bu arada 26 aralık bizim tanışma yıldönümümüzdü.Aklımızdaki planlar bambaşkayken acil servisteki sedyede sarılarak kutladık günümüzü :) amma kutlamam oldu ama...Neyse işte geçen haftayı yatarak geçirdik,atlattık çok şükür...

Neşeniz bol olsun...

HAZIRLIK

Önümüzde 15 günlük uzun bir seyahat var. İki çocukluyuz ve sabit bir planımız yok.Hal böyle olunca uzun bir yol hazırlığı gerekiyor bize. Ön...