30 Haziran 2010 Çarşamba

BİR DÜĞÜN

Yasin&Elçin çiftinin düğününe katıldık,ardından kısa ama huzur dolu,minik bir tatil yapıp döndük.Daha önceki yazılarımın birinde bahsetmiştim;Yasin,Ali’nin çoook eski ve çok kıymetli bir arkadaşı.Yasin’in düğün tarihi belli olunca aylar öncesinden işlerimizi bu düğüne göre ayarladık.Çok şükür bir terslik çıkmadı da en mutlu günlerinde onların yanında olabildik.

Şimdi biraz düğünden bahsetmek istiyorum.Tatilimizi daha sonra yazacağım.Akyaka’daki tatilimiz hakkında yazacak çok şey,paylaşacak bir sürü fotoğraf var çünkü. Ablam ve eniştemde son anda planlarını değiştirip bizimle gelmeye karar verdiler.Düğünde biz erkek tarafı olarak önce cumartesi günü erkek tarafının köydeki düğün yemeğine katıldık.Muğla’nın şirin bir köyünde,Yasinlerin evinin büyük bahçesinde ağaçların altında nefis düğün yemekleri yedik.Ali,Yasin’in heyecanına ortak olup yerinde duramadı onunla birlikte.Bir kaç eski arkadaşı daha gelince konuşacak onca şeyleri birikmiş, sohbetlerine doyum olmadı.Onlar heyecanla konuşup,Yasin için koştururken biz ablamla yemeklerin ve bahçenin keyfini çıkardık.Köyün şirin teyzeleri ile muhabbet ettik.Yemekten sonra izin isteyip akşamki düğüne kadar dinlenelim,birazda kaldığımız muhteşem otelin ve Akyaka’nın keyfini çıkaralım diye Akyaka’ya döndük.Biraz dinlendikten sonra cennetten bir köşe misali dediğimiz Akyaka’nın güzelliğinin keyfini yaşadık doyasıya.Bu keyfi daha sonra ayrıntılarıyla ve fotoğraflarıyla anlatacağım :)
O akşam düğün Muğla merkezde idi.Akyaka’nın huzurunu tattıktan sonra akşam otele döndük odalarımıza geçip özenle hazırlandık düğün için.Güle oynaya atladık arabaya ve düştük Muğla yollarına.Artık yaz düğünlerinin vazgeçilmezi olan açık havada güzel bir mekan tercih edilmişti düğün için.İlk başlarda “oh ne güzel hava serin” derken gecenin ilerleyen saatlerinde donmaya başladım.Çoğu hırkasını,şalını alıp gelmiş ama biz gayet tiril tiril giyinip gittiğimiz için donarak izledik düğünü :) Ama müziğin ritmine kendini kaptırmış bir çok davetli ile gelin ve damat oynadıkça,zıpladıkça terlediler.Onlar adına sevindim,hava sıcak olsaydı o kadar keyifle oynayamazlardı sıcaktan.
Arkadaşının bu güzel gününe şahitlik eden Ali, arkadaşının mutluluğu ile mutlu oldu,Ali’nin mutluluğu ile ben iki kat mutlu oldum,bizim mutluluğumuz ile ablam ve eniştem daha bir mutlu oldu,mutluluk yayıldıkça yayıldı işte :) Allah herkesin mutluluğunu daim etsin…


Neşeniz bol olsun…


27 Haziran 2010 Pazar

MEZUNİYET

Bir çok mezuniyet gecesi gibi bizim mezuniyette geçti gitti işte.Aslında o gece çoktan geçip gitti ama ben ancak yadıklarımı yayınlama fırsatı bulabildim :) Bu arada bizim mezuniyet derken oradaki bizden kastım bizim 8.sınıf öğrencilerimizdir :) Bu yıl yine 8.sınıfların arkadaşlarından,yıllarca okudukları okullarından,öğretmenlerinden ayrı kalacakları günlere üzülmelerine,yepyeni başlangıçlar için heyecanlanmalarına,sınav kaygılarına ve daha nicesine şahit olduk.Ama geldi geçti işte…



Öğrencilerimin de iznini alarak birkaç tanesinin mezuniyet gecesinde nasıl ışıldadıklarını sizlerle paylaşmak istedim.Her biri o geceye çok ama çok heyecanlanarak ve büyük bir titizlikle hazırlandılar.Hepsi de birbirinden güzel ve yakışıklıydı o gece.Ama kendilerine de söyledim,sordum “büyümek için bunca acele neden?,”Zaten çok güzelsiniz,güzelleşmek için bunca boya neden?”,”Amaç birlikte olmak eğlenmek o halde bunca masraf bunca stres neden?” …




Her yaşın ayrı bir güzelliği var diyemeyecek kadar ergenler onlar.O yüzden bu kadar coşkulular,o yüzden hep en güzel olma yarışındalar ya zaten…Ama işte o yaşlarda da öyle oluyorlar,öyle olduruluyorlar…


Önlerinde uzun bir yaşam var inşallah.Büyüdükçe büyümenin o kadar da matrak(!) bişey olmadığını anlayacaklar bir çoğumuz gibi :) Allah her birine güzel bir ömür nasip etsin…

Neşeniz bol olsun...

25 Haziran 2010 Cuma

FOTOĞRAFSIZ

Allahım ya nasılda yoğundu son günlerimiz.Hani demiştim ya Cuma günü misafirlerim gelcek diye.İşte o Cuma bu cumaydı :) Evde günlerdir bir oraya bir buraya koşturmaktan helak oldum.Bir de acayip panik bir haldeydim.Herşey istediğim gibi olsun diye çırpındım durdum.Neyseki Çarşamba gecesi ablamla eniştem çıkıp geldiler taa uzaklardan.Zaten ablamla günler öncesinden telefonda konuşurken planlamıştık her şeyi.Dün erkenden başladık hazırlıklara.Mükemmel bir menü hazırladık.Çok yorulduk ama değdi.Bende iş yok ama ablam tek kelime ile harika bir iş çıkarttı.Enfes şeyler çıktı ortaya.

Ve bugün okuldan çıkan arkadaşlar sırayla geldiler bize.Yirminin üzerinde misafirimiz geldi.O kalabalıkta bir ara her şeyin kontrolünü kaybettim başım döndü resmen :) Ama çok eğlendik,çok güldük…Hazırladığımız her şey çok beğenildi ve hepsi bitti…Sabah hazırlık yaparken aklımda tek şey vardı;her şeyi hazırlayayım,fotoğraflarını çekeyim.Hatta ablamda defalarca hatırlattı bana.Ama o kadar yoğun,o kadar koşuşturmaca halindeydik ki fotoğraf falan gelmedi aklımıza :( Fotoğraf çekmek aklıma geldiğinde iş işten geçmişti zaten.Çok pişman oldum,o görsel zenginliği şuradan yayınlayabilmeyi ne çok isterdim :(


Çok şükür her şey istediğimiz gibiydi.Arkadaşlarımın her biri geldiler sağolsunlar.Bir çoğu bu akşam yola çıkacak olmalarına,bazılarının işi olmalasına rağmen sırf benim için çıkıp geldiler bana.Onları evimde ağırlamak benim için de büyük bir keyifti tabi…


Şimdi kalkıp küçük bir çanta hazırlayacağız ve minik bir tatile çıkacağız.Dinlenmeyi hak ettik tabiki de.Ama şimdi de ablacığımla minik valizlerimize neler sığdırabileceğiz diye yoruyoruz kendimiz :)Bu sefer ki tatil mekanımız Muğla-Akyaka olacak.Muğla’yı tercih etmemizin sebebi Ali’nin kadim dostu Yasin’in düğününün olması.Yasin Ali’nin kardeş derecesinde yakın bir arkadaşı ve bu hafta sonu evleniyor.Cumartesi akşamı Muğla’da düğüne katılacağız,düğün öncesi ve sonrasında da Akyaka’da harika bir mekanda konaklayıp yorgunluk atacağız.İnşallah bu sefer bol fotoğrafla döneceğim,İnşallah diyorum çünkü bugün bol fotoğraflı olması gerekirken fotoğrafsız bir yazı yayınlıyorum :( Neyse ben yokken fotoğraflı yazılar okuyabilesiniz diye birkaç yazı hazırlamaya çalışacağım.Bizim 8.sınıfların veda yemeğinden ve kep töreninden birkaç kare yayınlamak istiyordum ne zamandır,onları hazırlayayım bari.


Şimdi biz gidip,güzel bir dinlenip geri dönelim inşallah…


Neşeniz bol olsun…


22 Haziran 2010 Salı

YEPYENİ BAŞLANGIÇLAR

Zamanında bir hocamızın şöyle dediğini hatırlıyorum;”Her okul bir kültürdür.Her okul binasıyla,idaresiyle,öğretmenleri ile bambaşka bir kültürdür.Yepyeni okullar,yepyeni kültürler var önünüzde.Kendinizi yenileyin,sıradanlaşmayın,zamanın gerisinde kalmayın….”


Ne de güzel öğütlermiş bunlar.Gerçekten her kelimesi,her cümlesi üzerinde titizlikle düşünülmesi gereken kıymetli sözlerdi bunlar.Ve şimdi bende yine yepyeni bir okulda yepyeni bir kültürle tanışacağım.En önemlisi de yepyeni çiçekler yetiştireceğim :)

Hayatımıza dair verdiğimiz önemli “değişiklik” kararları bir çoğu gibi beni de tedirgin eder.İyi mi olur yoksa kötü mü tarzında bin türlü düşünce geçer aklımdan.Ama biliyorum ki “yenilik” iyidir çoğu zaman.

Tayinim çıktığını duyan tüm öğretmen arkadaşlarım çok şaşkın ve bir o kadar da üzgünler.Onları öyle görmekte benim içimi burkuyor :( Tek tesellimiz;uzak bir yere gitmiyorum… :)Sağolsunlar okuldan gidecek olmama üzülmelerine rağmen gözleri dolu dolu olarak her fırsatta benimle çalışmanın kendilerini ne denli mutlu ettiğini söylüyorlar.bu da beni çok mutlu ediyor.Geçen gün müdürümüz yaptığı toplantıda gözleri dolarak duyurdu benim tayinimin çıktığını ve öyle güzel sözlerle onure etti ki beni ağlamamak için kendimi zor tuttum.Ama konuşmamı yapmak için ayağa kalktığımda gözlerimin dolmasına,sesimin titremesine engel olamadım.Sözlerimin alkışlarla kesildiği bölümlerde derin nefesler alarak sürdürebildim konuşmamı.Trabzon’da yaşadığım zor veda geldi aklıma ama çok şükür ki bu sefer çok uzağa hatta hiç uzağa gitmiyorum :)

Yeni okuluma başlamadan önce burada ki son seminer dönemimizi bol sohbetli,pasta-börekli ve ev oturmalarına giderek geçiriyoruz.Her gün bir arkadaşta toplanıyoruz.Yiyip içip,eğlenerek tüm yılın yorgunluğunu birlikte atıyoruz.Cuma günü de bende toplanacağız şimdiden çok heyecanlıyım.O kadar kalabalık bir gruba neler hazırlayayım diye düşünüyorum.Aklımda bir sürü güzel şey var,bakalım nasıl olacak :)

Böyle güzel ortamları aratmasın Allah derken sevgili anne-babam da amin diyor en içten şekilde.Babam “hayırlı olsun kızım,inşallah yeni okulunda da çok başarılı ve çok mutlu olursun” diye dua ederken anneciğim “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” diyerek içimi ferahlatıyor ve dilinden düşürmediği duasını bu kez benim için bir kez daha yineliyor; “Allah her daim iyi insanlarla karşılaştırsın…” (Amin)

p.s:Bu aralar sayfalarında ismimize yer veren sevgili dostlara kocaman teşekkürler. Sevgili ruhum bize trendy blog ödülü vermiş,Sevda ve sessiz teyyarede mimlemiş bizi.Hepinize bizden sevgiler :)

Neşeniz bol olsun…

21 Haziran 2010 Pazartesi

BUGÜN

Harika bir hafta sonunun ardından yine hafta başı…
İzmir’in sıcakları iyice bunaltınca her zamanki gibi haftasonu Çandarlı’ya kaçtık.Bu sene okul öylesine yoğundu ki şu küçücük kaçamaklar bile “oh be” dedirtiyor insana.Neyse ki Cuma günü karneleri dağıtıp derin bir nefes aldık.Geçtiğimiz Cuma, benim sınıfım için epeyi gözyaşılı bir Cuma oldu.Her birinin karnesine özenle yazdım onları ne çok sevdiğimi,çoğunun da karnesine belgelerini iliştirerek büyük bir heyecanla dağıttım karnelerini.Sıra dilek ve temenniler bölümü ile dersi bitirmeye gelince konuşabilmek zor oldu benim için.Ama bir çırpıda söyleyiverdim tayinimin çıktığını…sonrası benim kocaman 7-E sınıfımın gözyaşları ve “nasıl ya?”, “ama neden öğretmenim”, “gitmeyin nolur” vs. vs. diye bitmeyen soruları…Neyseki plan programımızı yapıverdik,bol bol görüşeceğiz daha..



Haftasonu iki gün boyunca Çandarlı’da iyice dinlendik. En önemlisi de Çandarlı’nın serin rüzgarı sayesinde bebekler gibi uyuyabildik :) Ben elimde kitabım hafif hafif esen rüzgarın ve yemyeşil bahçenin tadını çıkarırken Ali çim biçme makinesiyle tüm bahçede koşturup durdu.Biçilen çimlerin mis kokusu eşliğinde bahçeden minik çilekler topladık hatta bir kucak dolusu semiz otu toplayıp kocaman bir kasede salata yaptık :) Bu arada taaaa bir zamanlar söz verdiğim yazlığın mobilyalarını bu sefer kesinlikle fotoğrafladım sizler için.En kısa zamanda yayınlayacağım ve biraz da odamızın dekorasyonu konusunda yaptıklarımızı sizinle paylaşıp fikrinizi alacağım.
Güzel bir haftasonunun ardından bu hafta da günler öncesinden gezme-tozma planları ile doldurulmuş yoğun bir hafta olacak.Bu akşamdan başlıyoruz gezmelerimize.Ee o zaman bize iyi gezmeler :)

Neşeniz bol olsun…


17 Haziran 2010 Perşembe

MUTLU KANDİLLER

Yine güzel bir kandil gecesi…

Duaya açılan ellerimiz,dua dua yalvaran yüreklerimiz…

Bu özel geceye bu seferde ulaştırana şükürler olsun,dualarınız kabul olsun…
****
Sınavlar,kep töreni,veda yemeği,yıl sonu eğlencelerimiz derken nihayet yarın karne günü…

Bir eğitim yılı daha sona eriyor,benim çiçekler heyecanla karnelerini bekliyor ve yarın karne telaşıyla mutlu bir gün olacak.Ama benim onlara vereceğim haberle hepimiz için az-biraz buruk bir gün olacak.Lütfen dualarınızda bizleri de unutmayın.


Mutlu kandiller…


Neşeniz bol olsun...

14 Haziran 2010 Pazartesi

1 Dİ 2 OLDU :)

Daha önce şurada sizlere çiçeğimiz ölüyor diye dert yanmıştım hatırlarsanız.Ve o yazımın ardından sağolsun bir arkadaşın yardımı ile çiçeğimizin ölmediğini öğrenip rahatlamıştım.Öğrendiğime göre guzmania çiçeğinin bu zamanlarda ortasındaki kırmızı yaprakların sararıp solması normalmiş.Bizimde kırmızı yapraklar sararıp kuruyunca korkmuştum ben ama önemli değilmiş.Zaten yeşil yaprakları hala çok güzel ve canlı.Guzmaniamız ölüyor diye boşuna üzülmüşüm,çiçeğimiz ölmedi aksine doğurdu :))



Günler öncesinden bizim büyüyen çiçeğimizin kökünden bir yavru daha boy vermeye başlamıştı.Ben önceleri onun ne olduğunu anlayamamıştım ama arada bir onu sevip muhabbet ediyordum o yavrucakla.Sonradan bir baktık ki o da büyüdü minik bir guzmania oluverdi.Biz de dün onu büyük çiçeğin yanından alıp kendisi gibi minik bir saksıya diktik.İki tane çiçeğimiz oldu böylece inşallah bu da büyür bunun da bir yavrusu olur :)))


Neşeniz bol olsun…

13 Haziran 2010 Pazar

BİR PAZAR


Bir Pazar daha sona eriyor.


Gerçekten sıcak bir gündü ve sıcak bir Pazar gecesi…

Şehrin yüksek tepeleri püfür püfür esiyor çok şükür,çayımızı esen rüzgara karşı içip geldik.

Belliki bu hafta sıcak zorlayacak,güzel bir hafta olsun hepimiz için…

*Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere yine Altınpark city deydik...


Neşeniz bol olsun…

11 Haziran 2010 Cuma

DOĞUM GÜNÜ 10 HAZİRAN :)

Bütün bir hafta boyunca dün için hazırlandım.Sevdiceğime güzel sürprizler yapıp onu bu seferde şaşırtmayı kafaya koymuştum hatırlarsanız.Nihayet oldu istediğim :) Dün ikimiz için de çok güzeldi her şey.Ali gün boyu sürprizlerle şaşkın ve fazlasıyla mutluyken,o şaşırdıkça ve her yeni sürprizle mutlu oldukça daha bir mutlu oldum bende.

Daha sabahın erken saatlerinde başladım Ali’nin doğum gününü kutlamaya.Uyanınca,hazırlanıp evden çıkarken,beni okula bıraktığında ayrılırken ve okuldayken her saat başı arayarak “doğum günün kutlu olsun” demeyi ihmal etmedim.Ali üşenmemiş saymış,tüm gün boyunca onlarca kez kutlamışım doğum gününü :)

Dün okuldan çıkınca koşa koşa geldim eve.Bir gece önceden hazırlamaya başladığım enfes yemeklerimi hazırlamaya devam ettim.Bu esnada annemle (Ali nin annesi) günler öncesinden yaptığımız planı telefonda bir kez daha netleştirdik.Sonrasında yemeklerin hazırlığına ara verip uzun bir süre rengarenk balonlar şişirmekle uğraştım.Bir sürü,rengarenk balon…şişir şişir bitmiyor,bir ara başıma ağrılar girdi ama pes etmedim.Her yerde balonlar uçuşsun diye elimden geleni yaptım,sonunda ev anasınıfı gibi oldu :) Hatırlarsınız şurada bahsetmiştim sevdicekte benim için onlarca balon şişirmişti.Tabi ben onun kadar çok balon şişiremedim ama yine de elimden geleni yaptım :) Hatta balonları alırken dikkatimden kaçmış,onca balonun içinde bir tanesi vardı ki tüm gece milleti gülmekten kırdı geçirdi.Kocaman mavi bir balon,sünnet düğünü için hazırlanmış belliki;üzerinde “Maşallah,ucundan azcık” yazıyordu.Benim çılgın kocam gece boyunca o balonu herkese gösterdi,iyi eğlence oldu bize :)

Balonlarla işim bitince yemek masasını hazırlamaya koyuldum.Süslü püslü güzel bir masa hazırlayıp salonun kapısını sımsıkı kapattım ki Ali hemen görmesin masayı.Sonrasında hediyeleri paketledim güzelce.Daha önce bahsetmiştim ilk hediyelerini benden değil kargocudan almıştı Ali :) Ve sonrada tutturmuştu hediyelerimi şimdi açacağım diye.İşte o hediyeleri bile paketledim çünkü kargocu amca sürprizimi berbat etmeseydi dün ilk hediyeleri onlar olacaktı Ali’nin.Üç adet hediye vardı Ali’nin gördüğü pakette ve üçünüde T-box tan almıştım.T-box ın sitesinden bir tane kareli çok sevimli bir şort (life is şort:) ),bir tane Zzz erkek uyku seti,bir de buraya fotoğraflarını eklemediğim çok cici bir şey seçmiştim.Zaten ben t-box ın o mini mini paketlerinden çıkan güzel şeylere bayılıyordum bu seferde çok keyifli ve çok doğru bir alış-veriş yaptım.t-box ın online alışveriş sitesini bilmeyenler mutlaka ziyaret edin derim zira oradan alış veriş yapmak çok keyifli.İnternet sitelerinden alış-veriş yapmama rağmen sağolsunlar istediğim ürünleri,renk ve desenleri seçerken bana çok yardımcı oldular.Bir de siparişim eve ulaşana kadar gönderdikleri komik mailleri ile yüzümü güldürdüler.Ama işte kargocu amcanın azizliğine uğradık :)
Ali işten eve geldiğinde rengarenk balonlar ve minik notlar karşıladı onu.İlk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra balonlarla oynadık bir süre.Balonların içinden çıkan hediye paketlerini açtı ve sanki daha öncesinde kargocudan bizzat kendisi teslim almamışçasına şaşırdı(!) sırf ben mutlu olayım diye.Sonra hemen hediyelerinden bir tanesini seçti giydi.Ve tutturdu acıktım diye.Uzunca bir süre onu oyalayacağım diye canım çıktı.Önce anlam veremedi neden hemen sofraya oturmadığımıza derken uyuyakaldı :) Hediyelerin ve sürprizlerin bittiğini düşündüğü bir anda kapı ziliyle zıpladı yerinden.Anne-baba-kardeş-kuzenler-hala vs vs derken önce güzel bir akşam yemeği yedik.Karnımız doyunca çay-kahve-pasta-meyve-çerez,bol kahkaha,hoş sohbetler ve hediye faslına geçiş oldu.Birbirinden güzel hediye paketlerini açarken çok duygulandı Ali ama aynı zamanda da yaptığı esprilerle hepimizi gülmekten kırdı.Ben de herkesle birlikte bu sefer strawberryden gelen hediyemi sundum kendisine.Hatırlarsınız daha önce burada ufak çaplı bir kamuoyu yoklaması yapmıştım.O yoklamadan sonra hemen kararımı verdim ve Bvlgari Aqva Pour Homme Ali nin olsun istedim.Bu parfüme bayılıyordum zaten,Ali de çok severek kullanıyor şimdi.Siparişimi tamda istediğim gibi paketlemişler,istediğim notu ve birkaç güzelliği unutmamışlar sağolsunlar.Tam yedi gün sonra ulaştı bana siparişim,bu sefer işimi şansa bırakmadım bizzat gidip kendim teslim aldım paketimi.Ha bu arada strawberry de fiyatlar oldukça cazip.Hele şimdilerde babalar gününe özel indirimlerle yenilenmiş indirimler,ilgilenenlere duyrulur :)
Gece geç saatlere kadar sohbet-muhabbet sürdü.Doğum günü çocuğunun yüzündeki mutluluk hepimizi daha bir mutlu etti :) ve hızımızı alamayıp gecenin ilerleyen saatlerinde çıktık dışarıya doluştuk arabalara,çay keyfimize İzmir’in ışıkları da eşlik etsin diye Altınpark’a çıktık.Altınpark’tan daha önce bahsetmiştim okumak isterseniz tıktıklayabilirsiniz :) Altınpark’ta İzmir’e nazır oturduk,kaldığımız yerden kutlamaya devam ettik ve orada noktaladık geceyi…

Bu arada amma yazdım bende ha!Oysa kısa bir özet geçtim,bir çok şeyi yazamadım yine.Ama sayfalarca oldu sanki.Neyse ben yazarken yoruldum ve kestim burada okuyanların gözlerine sağlık :)


Neşeniz bol olsun…


7 Haziran 2010 Pazartesi

POŞETLİK

Canım anneciğimin nereden aklına geldiyse kalkmış bize poşetlik örmüş.Çokta güzel yapmış,mutfağım daha bir renklendi sayesinde.Benim mutfağıma uygun diye bana turuncu ablamlara ise birine kırmızı,diğerine pembe örmüş.Aslında annem böyle örgü işi ile çok fazla uğraşan bir hatun değildir,gelemez öyle sıkıntılı işlere ama çok sevimli bulmuş bu poşetlikleri ve nasıl olduysa “öreyim” demiş.Ben poşetliğimizi görünce önce “bu da kim?” dedim :) sonra tanıştık poşetlikmiş kendileri,hem de gözleri bile var ve göz bebekleri oynayıp duruyor,çok tatlı :)İçine poşetlerimizi doldurdum şişko bir poşetlik yaptım onu :) İsmi de Ali’den “bizim yakışıklı” diyor ona :)

P.S:Ben annemi özledim :(




Neşeniz bol olsun…

6 Haziran 2010 Pazar

DAMLALAR

Bir açıp bir kapatan,isli-puslu bir İzmir günü…İki gündür ne güzel dökülüyor yağmur.Bu günlerin,bu ılık yağmuru ne de güzel…dün sınavdan sonra bütün gün gezip dolaştık yağmur altında.Bol bol yağmur damlası,yağmurla yıkanan güzel sokaklar,yağmurda sağa sola koşuşan insan fotoğrafları ekledim arşivime…Bugünse yine sınav vardı ama bu gün sınav sonrasını evde yağmuru izleyerek geçiriyoruz.

Bu arada daha geçen günlerde bahsetmiştim şurada;sevgilinin doğum gününe az kaldı(Gerçi o paragraf kendini imha etmişti).Ali için seçtiğim üç hediye Cuma günü ulaştı evimize.Ama bendeki şansa bakar mısınız,ben günlerdir uğraşıyorum sevdiceğe sürpriz yapacağım diye kargocu amca tamda ikimizin de evde olduğu saati seçiyor teslimat için.İşin garibi Ali de o gün benim hediyelerimden habersiz başka bir paket için kargocuyu bekliyordu.O yüzden beklediği paket geldi sanıp koştu kapıya bende benim siparişlerim geldi diye koştum.Neyse baktık ki benim paketler gelmiş.Tabi Ali şaşırdı bunlar ne diye.Amaç onu şaşırtmaktı doğru ama yer ve zaman çok yanlıştı :( Bendeki de şanssızlık işte!

Neyse bu hediyelerine doğum gününden erken kavuştu sevgili,benim beceriksizliğim yüzünden ama çok şükür ki hediyeler ve sürprizler bitmedi daha :) 10 Haziran günü onu şaşırtmaya kararlıyım.Hediyeler neler merak edenler için hediyelerin bir kısmından bahsedeceğim ilerde :) Şimdilik sizleri İzmir’e düşen yağmur damlalarından objektifime takılanlar ile baş başa bırakayım…


Neşeniz bol olsun…


3 Haziran 2010 Perşembe

ÖĞRETMEN HALLERİ-II

Son iki haftadır okulda öğrenci yok.Koskoca sınıflarda kimi zaman 2 kimi zaman 4 öğrenciyle muhabbet ediyoruz.Hele bugün bir çoğumuz hiç derse girmedik çünkü öğrencilerimiz SBS telaşında,okula uğrayan yok…

Ama okula gidip gelmek,e-okul işlemleri ile uğraşmak en önemlisi ve en zoruda not telaşı çok yorucu.Notlarını beğenmeyen öğrenciler,not istemek için öğretmenleri bunaltan veliler,öğrencilerin hak ettiğini vermek,adaleti sağlamak için kılı kırk yaran bizler…hasılı zor, çok zor…

Neyseki bugün 16:30 uçağı ile üç günlüğüne ablam geliyor yanıma.Ablalarımla meslektaş olduğumuz için çok iyi anlıyoruz birbirimizin halinden.O gelsin de gezelim,eğlenelim biraz.Gerçi haftasonu bir de SBS miz var ama olsun en azında akşamları kafa dağıtacağız :)

Yorucu günlerin bitmesine az kaldı.Karne telaşının ardından seminer dönemini de atlatınca ver elini tatil :) Hatta bu yazın ilk tatil kaçamağı için hazırlıklarımızı yaptık bile şimdiden.Minik bir tatil olacak çünkü seminer dönemi sürerken kaçacağız buralardan.Ama oldukça güzel bir yerde,harika bir mekanda konaklayacağız.Seminerlerimiz bitip okulun tam anlamıyla tatile girdiği günlerde ise bambaşka ve uzun bir tatil planımız var nasipse…

Bu arada hani benim bir tayin olayım vardı ya o konuyu kafamda netleştirdim.Çokca düşünüp durdum ama sanırım sonunda bir karara varabildim :) ki bu aralarda tayin yönetmeliği saat başı değişir durumda.Her an yeni bir şey çıkıyor bakalım ne olacak.Bu konuda hakkımda hayırlısını diliyor, dualarınızı bekliyorum…

Neşeniz bol olsun…


1 Haziran 2010 Salı

BİR LOKMA İZMİR :)

İzmir’e ilk geldiğimde bir çok yabancı gibi,bende kalabalık caddelerin bir köşesinde,cami önlerinde,ara sokakların birinde yada bir parkta birden bire sıra oluşturan insanları görünce hayretle bakıyordum.Önceleri aniden beliriveren bu sıralara bir anlam veremiyordum.Sonraları öğrendim ki insanlar lokma dökülen koca kazanlar önünde oluşturuveriyorlar bu sıraları.İzmir lokmasını duymuştum ama böyle sokaklarda lokma döküldüğünü ilk defa görüyordum.İlk zamanlar bana çok garip gelen bu olay buralarda çok normal ve İzmir’de yaşamın vazgeçilmez bir parçası,sokaklardaki renkliliğin,hayatın akışının en güzel göstergesi.İzmir kültürünün vazgeçilmez bir parçası…
Lokma dökmek için özel bir makine bile var.Bu makinaların başında bembeyaz önlüklerini giymiş birkaç amca ve teyze bir yandan lokma hamurunu hazırlıyor,bir yandan hamuru makinaya döküyor ve son olarakta gelen geçene ikram ediyorlar.Lokma dökülmeye başlar başlamaz mis gibi kokusu yayılıyor etrafa,bu kokuyu alan herkes yolunu değiştirip lokmacıların başına varıyor ve sıraya giriveriyorlar.O hamurun kızgın yağ kazanına atılması ve sonucunda çıtır hamur parçacıklarının şekillenişini izliyor,yemek için sabırsızlanıyorlar.Lokma için sıraya girmek oldukça sıradan bir durum :) kimse yadırgamıyor,kimse tuhaf bakmıyor bu sıraya ve sıradakilere.Bilakis oldukça sempatik oluyor lokma kuyrukları,lokma sahipleri ne kadar çok insana lokma dağıtırsa o derece mutlu oluyorlar…

Öğrendiğime göre genellikle lokma ölmüş bir kişinin ardından,ölen kişinin hayrına onun yakınları tarafından döktürülüyor ve gelene geçene ikram ediliyor.Mesela bizim okulu yaptıran ve okulumuza ismini veren hayırsever için de okulun bahçesinde lokma döktürülmüştü.Yine sokakta olduğu gibi lokmayı gören öğrenciler hemen sıraya girmiş,güle oynaya almışlardı lokmalarını.İzmir’in bir çok sokağı gibi şerbet kokmuştu okulumuzun bahçesi de…
İlk zamanlar bir türlü anlayamadığım bu lokma kuyruğuna biz de girdik bu hafta sonu :) Çandarlı sokaklarında dolaşırken lokma dökenleri görünce birkaç fotoğraf çekeyim istedim.Biz fotoğraf çekmeye çalışırken bir de baktım ki sıradayız ve sıra bize gelmiş.Aldık sıcacık,çıtır lokmalarımızı ve hayrına lokma dökülen her kim ise üç İhlas bir Fatiha’yı okuyuverdik ardından.

Böyle ballandıra ballandıra yazarak -ki lokma olayı zaten başlı başına çok ballı bir olay- ağzınızın suyunu akıttıysam,hele bir de İzmir lokmasının bir kez olsun tadını alanlar varsa çok özür diliyorum sizden :)

Neşeniz bol olsun...


YENİDEN

Yakın bir zamanda yeniden buralardayız... Neşeniz bol olsun...