6 Aralık 2010 Pazartesi

İZMİR’İ YAŞAMAK

İzmir’i böylesine güzel yaşadığım ilgililere malum olmuş olacak ki valilik beni “İzmir’i Yaşamak” adlı projede görevlendirdi.Proje güzel,konu çok daha güzel ama bu görev için gönüllü olup olmadığım sorulmadan bana verilmesi hiç güzel değil :( Çalışmaktan,sorumluluktan kaçmam,iş benimse üşenmem ama gel gör ki “sen fotoğrafçılıktan anlıyorsun o yüzden bu projeyi size verdik öğretmenim,haydi ekibinizi kurup çalışın” yahut “sizin müzikle aranız iyi,siz anlarsınız şu iş için sizi görevlendirelim” tarzında emrivakiler fazlasıyla canımı sıkıyor.Çalışmak,farklı alanlarda eğitim almak demek her işin üzerinize yıkılacağı anlamına gelmemeli.Ama maalesef iş hayatının tuhaf cilveleri;eğer bir çok işi yüzüne gözüne bulaştırmadan,hakkıyla yapıyorsan sana daha başka işler yükleyerek teşekkür ediyorlar :) Neyse ki ben ve ekibim şanslıyız,çünkü güzel bir projede çalışmaya başladık.Proje için seçtiğimiz ilk konu İzmir’in faytonları oldu.Karşıyaka sahili yahut Konak Kordon boyu denilince ilk akla gelen,adeta İzmir’in sembolü olmuş rengarenk süslü faytonlar…

 Hafta sonu hava öylesine güzeldi ki İzmir’i yaşamak için tam fırsattır dedik.Sevdicekle Alsancak’ta el ele kalabalığa karıştık.Rengarenk vitrinlere daldık,mağaza mağaza dolaştık.Sahile vardığımızda arabayı bırakıp hareket vakti gelmiş Karşıyaka vapuruna atladık hiç düşünmeden.İzmir’de vapura binmeyeli yıl olmuştu.Bu ani karar iyi geldi bize,özlemişim denizin köpüğünü,martıları,güzel İzmir’in manzarasını…Fotoğraf çekmek için ışık bol,malzeme de çok olunca durmadık;bastık deklanşöre…
Neşeniz bol olsun...

YENİDEN

Yakın bir zamanda yeniden buralardayız... Neşeniz bol olsun...