4 Ekim 2011 Salı

BUGÜN PUANTİYE GÜLÜMSETSİN BENİ


Dersimin  olmadığı şu mubarek Salı-Çarşamba günlerini tamamen kendime ayırarak değerlendireyim istiyorum.İmkanlar el verdiğince de gönlümce takılıyorum bu günlerimde.Hani bir de çevremdekilerin ısrarla “bugünlerinin kıymetini bil,uyuyabildiğin kadar uyu,gezebildiğin kadar gez,okuyabildiğin kadar oku,dinlen,eğlen” vs. gibi telkinleriyle hepten gaza geliyorum sanırım :) Aslında arada bir “ne alakası var canım biz bebikle de uyuruz,gezeriz,okuruz” diyorum ama onca tecrübeli hanım ablanın bıyık altından gülümseyişlerini görünce “vardır bi bildikleri” deyip sus pus oluyorum.
Neyse gelelim bu günkü planıma..İzmirlilerce malumdur bu yıl eylülün sonundan itibaren inanılmaz güzel  sonbahar günlerine uyanır olduk.Pasparlak ama yakmayan güneş,ışıl ışıl gökyüzü,mis gibi deniz ve daha nicesi…İnsanın giyinip kuşanıp gezip tozası,bu güzel günler bitmeden keyfini süresi geliyor.Bende bugün aynen öyle yapacağım.İstikamet  sevdiceğin iş yeri, ona sürpriz yapacağım  -e tabi ben ona gidene kadar o bu yazıyı okumazsa :)-Ne giysem diye dolabımı açtığımda elim hep puantiyelilere gitti bugün.Başka renk ve desenlere bakmadım bile.O zaman bu gün böyle olsun dedim bende.İlk zamanlar düşündüğümün aksine bu dönemde hiiiiçç kıyafet sorunum olmadı benim (henüz) :) 24.haftada  sadece 1 kilo (Maşallah diyelim)…bu haftadan sonra işler az buçuk değişir,biraz etlenir butlanırız belki ama şimdiye kadar dolabıma birkaç esprili tişört dışında bir şey eklemedim.Yani zorunlu olarak eklemedim,keyfiyetten aldıklarım yığınla var o ayrı :)



Nar çiçeği rengi bluz;Pull and Bear
Kırmızı üst; H&M
Lacivert Şal;Koton

İşte büyükten küçüğe sıraladım bu gün üzerimde olsun dediğim puantiyelileri.Kırmızı yada nar çiçeği rengi puantiyeli...şimdi ben gidip bi tercih yapayım,hazırlanayım,Ali’ye sürprizimi yapıp sevindireyim onu.Sonrada güzel bir mekanda (vakti varsa Alsancak geçiyor gönlümden) güzel bir salata yiyelim…
PS;Kıyafet fotoğrafı çekimi konusunda çok başarılı değilim,kabul :) Ama siz de kabul edin içinde biri olmadan kıyafetler ancak bu kadar çıkıyor fotoğraflarda :)

Neşeniz bol olsun…

3 Ekim 2011 Pazartesi

BALIK GÜNÜNDEN KALANLAR


Aslında doktor amcamızın ısrarlı söylemleri olmasa balık yemek çoğu zaman aklıma dahi gelmeyecek.Gerçi hala benim aklıma gelmiyor ama sevdicek  sağolsun.Cumartesi günlerimizi  balık günü ilan etti ve her hafta bir başka balık deniyor.En son harika bir levrek yaptı.Daha pişmeden görüntüsü iştahımı kabarttı sizler için fotoğrafladım...

Bu lezzete salata eklemekte bana düştü tabi.Şimdi gelecek cumartesi için levrek,somon,alabalık ve çupra dışında mutlaka dene dediğiniz bir balık türü ya da İzmir ve çevresinde ağız tadıyla balık yiyebileceğimiz alkolsüz bir mekan tavsiyesi olan varsa yazsın lütfen :)

Neşeniz bol olsun...

26 Eylül 2011 Pazartesi

HAFTA SONU RELAX MODDAYDIM :)


Geçen hafta okulun ilk haftası olduğu için epey yorulmuştum.Şimdi hiç öyle “zaten 2 günün boştu nasıl yoruldun” demeyin:)Cuma günü üst üste 6 saat derse girdim.Sınıfların hepsi birbirinden hareketliydi öyle ki okuldan çıktığımda ayakta duracak halim yoktu valla :( Neyse siz deyin boş günlerin rehavetinden ben deyim Perşembe ve cumanın yoğunluğundan...Boş günlerimde kendimi alış verişe verdim de perşembe cuma hissettirmeden geçti... ve Cumartesi sabah kargocular bize çalıştı resmen. 
Haftasonu eve gelen kocaman bir paketten Relax Mode alışverişimin cicileri çıktı.(Daha önceki Relax Mode alışverişim için tık tık )Geçen hafta relaxmode un internet sayfasında indirimleri görünce mağazaya gitmek için sabredemeyip hemen netten sparişi verdim.Fotoğraftaki gecelik ve sabahlığı aldım.İyi ki de almışım fotoğrafta görünenden çok daha güzel ve soğuk kış gecelerinde beni sımsıcak tutacak ürünler :) Diğer paketlerdense minik minik ciciler çıktı ki biz hala bakmaya doyamadık :)

Neşeniz bol olsun...

21 Eylül 2011 Çarşamba

MALUMAT

Günlerdir bir türlü hazırlanamayan ders programımız oluşturulup bize sunulduğunda bir de baktım piyango bana vurmuş :) Hem de ne piyango ama;salı ve çarşamba iki günüme hiç ders koymamışlar,koyamamışlar.Oysa başta il milli eğitim olmak üzere okul idaremizde boş gün olmaması konusunda çok ciddidirler.Programı hazırlayan müdür yardımcımız işin içinden çıkamayınca - benimde telkinlerimle - bu iki günümü boşaltıvermş.Bu hafta böyle geçecek ama olur da haftaya  sivri akıllının biri çıkıpta benim boş günlerimi sorgulamaya başlarsa yeni bir program hazırlanacak.Bende bu hafta evimde geçirdiğim,işlerimi hallettiğim iki günümü kar sayacağım.Halden anlamayan,işin içinde olmayan bir çoğunun öğretmenlerin yan gelip yattığını iddia ettiği şu günlerde benim zorunlu olarak boş olan iki günüm göze batmasın derim ben.Zira bu dönemi tamamlayamayacağım ve ikinci dönem zaten izinli olacağım göz önüne alınırsa çok hoş oldu yeni programım.Bebikin bereketi diyorum ben buna :)
Neyse asıl bahsetmek istediğim ders programımın ne olduğu veya ne olacağı değildi tabiki.Bir süreden beri çeşitli blog ve forumlarda ismini sıkça duyduğum Selesta'nın  ürünlerini geçenlerde alışveriş yaptığım marketin raflarında görünce alıp inceledim.Önce kokularına baktım gerçekten harikalar.İzmir de üretiliyor ve zeytinyağı içeriyorlar.Hemen bir tane el ve vücut losyonu bir tane de zeytinyağlı banyo sabununu atıverdim sepete.Losyonu bir kere denedim çok güzel kokuyor,malum önümüz kış,kışın soğuk günlerinde bolca kullanacağım.Sabuna ise bayıldım.Çok çok güzel.Keşke şampuan ve saç kremi de alsaydım.Bir dahaki sefere artık.Onları da alıp deneyince sizlere malumat veririm :)
Neşeniz bol olsun....

16 Eylül 2011 Cuma

KAPIMIZDA

Seminerin son günü de bitti bugün 12:30 itibariyle…

Geldim,dinlendim,kalktım harika yemekler yaptım.Eskisinden daha çabuk ve daha çok yoruldum.Bebik etkisi sanırım :)

Zil çaldı,açtım kapıyı baktım kimse yoktu.Tam kapıyı kapatacakken kapı kolunda asılı İkea kataloğunu gördüm.Yorgunum inceleyemem :) Şimdi yemek vaktine kadar güzel bir müzikle dinlenme zamanıdır bence :)


Neşeniz bol olsun…

15 Eylül 2011 Perşembe

MİM

Sevgili Delibu! Güzel bir mim yazısında blogumuzun ismini zikretmiş,kendisine yürekten teşekkürler.Şimdi sıra bende;

İlk düzenli okuduğunuz blog ve hissettikleriniz;Lacheen…çok samimi bulmuştum cümlelerini,özellikle güncel paylaşımları çok hoşuma gitmişti.Hala da öyledir.
Sanal alemden tanışıp görüştüğünüz Bloggerlar;Herhangi bi bloggerla yüzyüze tanışmadım,bunu hiç düşünmedim.Ama Bir Avuç Hayat ve Ezgilimelodi ile blog dışında sıcak,samimi yazışmalarımız var.Hiç bi blogger arkadaşla yüzyüze görüşmedim dedim ama nohut oda bakla sofa ile bir yerlerde karşılaşmayı umuyorum :)
Blog dünyasına adım attığınızda, gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak gelen, asla onun gibi olamam diye düşündüğünüz Bloggerlar;Blog dünyasına adım attığımdan beri hep samimi,kendi halinde bloglara denk geldim ben.O yüzden hepsi birbirinden parlaktır benim için.Yazmaya başladığımda da “kimse gibi olma” şeklinde bi kaygım olmadı hiçbir zaman.Kendim(iz) gibi oldum işte :)
Kendinize yakın bulduğunuz Bloggerlar;
Bir avuç hayat,
Bahar Masalı,
cherryblossom ve güncesi,
Cep aynası,
Deli bu,
Burcu Çalışkan,
elif ada,
esti nesim-i newbahar,
Filizin evi,
Medanşeri,
Meyra nın gemisi,
Mutlu masal photography,
tuku,
nohut oda bakla sofa,
sessiz teyyare,
zeynep’in evi,
Moda blogları arasında en sevdiğiniz Blogger;Stylboom
Yazılarını okurken keyiflendiğiniz Bloggerlar;İsimlerini yazmaya vaktim yetmez ama emin olun takibinde olduğum tüm bloggerların yeni yazılarını keyifle okuyorum.Özelikle birkaç tanesinin fotoğraflarını izlemeye doyamıyorum.
Mimin Notu;Bu yazıda ismi geçen herkes mimlenmiş oluyormuş haberiniz ola…
                   Fotoğraf;öylesine...

Neşeniz bol olsun...

12 Eylül 2011 Pazartesi

DÖRDÜNCÜ YIL SÜRPRİZİ

Yazmayalı o kadar uzun zaman olunca nereden başlayıp ne yazacağıma karar veremedim :) Direk konuya geleyim ben;dördüncü yılımızın kocaman sürprizi minicik bişey henüz.Ve biz onunla büyümeye çalışıyoruz :) İlk zamanlar salt karnın büyümesi sandığım olayın aslında o kadar basit ve dışarıdan görüldüğü gibi rahat olmadığını anlamam uzun sürmedi.Yemeden içmeden kesilip klozet ve yatak ikilisi arasında yarı baygın bir halde gidip gelirken anlamaya başladım bazı şeyleri.Neyse ki o zor zamanlar geride kaldı artık,bir çok tecrübeli anlayacaktır II.trimester rahatlığını yaşamaya başladım.Ben bu döneme “göbüşün şişmesi,kadının pişmesi dönemi” adını verdim :) Her geçen gün hacimsel olarak büyürken yepyeni kıpırtılara kulak kesilerek dünyanın en mucizevi olayına hazırlanıyorum her şeyimle.Aslında bu konuda yazılacak ne çok cümlem var ama bugünlük kısa keseyim :)

Ne zaman ortadan kaybolsam mailleriyle halimi hatrımı soran dostlara selam olsun.Twitter lı dostlar bir güzel çift gelişmelerini daha erken öğrendiler ama neyse ki bloga da yazabildim :)

PS:Fotoğraftaki el kadar kıyafet sevdiceğe yıldönümü hediyemiz olarak verildi tarafımdan :) Onun hediyeleri de başka bi yazıya...
Neşeniz bol olsun…

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...