sevgiliye ilginç sürprizler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgiliye ilginç sürprizler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2010 Cuma

DOĞUM GÜNÜ 10 HAZİRAN :)

Bütün bir hafta boyunca dün için hazırlandım.Sevdiceğime güzel sürprizler yapıp onu bu seferde şaşırtmayı kafaya koymuştum hatırlarsanız.Nihayet oldu istediğim :) Dün ikimiz için de çok güzeldi her şey.Ali gün boyu sürprizlerle şaşkın ve fazlasıyla mutluyken,o şaşırdıkça ve her yeni sürprizle mutlu oldukça daha bir mutlu oldum bende.

Daha sabahın erken saatlerinde başladım Ali’nin doğum gününü kutlamaya.Uyanınca,hazırlanıp evden çıkarken,beni okula bıraktığında ayrılırken ve okuldayken her saat başı arayarak “doğum günün kutlu olsun” demeyi ihmal etmedim.Ali üşenmemiş saymış,tüm gün boyunca onlarca kez kutlamışım doğum gününü :)

Dün okuldan çıkınca koşa koşa geldim eve.Bir gece önceden hazırlamaya başladığım enfes yemeklerimi hazırlamaya devam ettim.Bu esnada annemle (Ali nin annesi) günler öncesinden yaptığımız planı telefonda bir kez daha netleştirdik.Sonrasında yemeklerin hazırlığına ara verip uzun bir süre rengarenk balonlar şişirmekle uğraştım.Bir sürü,rengarenk balon…şişir şişir bitmiyor,bir ara başıma ağrılar girdi ama pes etmedim.Her yerde balonlar uçuşsun diye elimden geleni yaptım,sonunda ev anasınıfı gibi oldu :) Hatırlarsınız şurada bahsetmiştim sevdicekte benim için onlarca balon şişirmişti.Tabi ben onun kadar çok balon şişiremedim ama yine de elimden geleni yaptım :) Hatta balonları alırken dikkatimden kaçmış,onca balonun içinde bir tanesi vardı ki tüm gece milleti gülmekten kırdı geçirdi.Kocaman mavi bir balon,sünnet düğünü için hazırlanmış belliki;üzerinde “Maşallah,ucundan azcık” yazıyordu.Benim çılgın kocam gece boyunca o balonu herkese gösterdi,iyi eğlence oldu bize :)

Balonlarla işim bitince yemek masasını hazırlamaya koyuldum.Süslü püslü güzel bir masa hazırlayıp salonun kapısını sımsıkı kapattım ki Ali hemen görmesin masayı.Sonrasında hediyeleri paketledim güzelce.Daha önce bahsetmiştim ilk hediyelerini benden değil kargocudan almıştı Ali :) Ve sonrada tutturmuştu hediyelerimi şimdi açacağım diye.İşte o hediyeleri bile paketledim çünkü kargocu amca sürprizimi berbat etmeseydi dün ilk hediyeleri onlar olacaktı Ali’nin.Üç adet hediye vardı Ali’nin gördüğü pakette ve üçünüde T-box tan almıştım.T-box ın sitesinden bir tane kareli çok sevimli bir şort (life is şort:) ),bir tane Zzz erkek uyku seti,bir de buraya fotoğraflarını eklemediğim çok cici bir şey seçmiştim.Zaten ben t-box ın o mini mini paketlerinden çıkan güzel şeylere bayılıyordum bu seferde çok keyifli ve çok doğru bir alış-veriş yaptım.t-box ın online alışveriş sitesini bilmeyenler mutlaka ziyaret edin derim zira oradan alış veriş yapmak çok keyifli.İnternet sitelerinden alış-veriş yapmama rağmen sağolsunlar istediğim ürünleri,renk ve desenleri seçerken bana çok yardımcı oldular.Bir de siparişim eve ulaşana kadar gönderdikleri komik mailleri ile yüzümü güldürdüler.Ama işte kargocu amcanın azizliğine uğradık :)
Ali işten eve geldiğinde rengarenk balonlar ve minik notlar karşıladı onu.İlk şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra balonlarla oynadık bir süre.Balonların içinden çıkan hediye paketlerini açtı ve sanki daha öncesinde kargocudan bizzat kendisi teslim almamışçasına şaşırdı(!) sırf ben mutlu olayım diye.Sonra hemen hediyelerinden bir tanesini seçti giydi.Ve tutturdu acıktım diye.Uzunca bir süre onu oyalayacağım diye canım çıktı.Önce anlam veremedi neden hemen sofraya oturmadığımıza derken uyuyakaldı :) Hediyelerin ve sürprizlerin bittiğini düşündüğü bir anda kapı ziliyle zıpladı yerinden.Anne-baba-kardeş-kuzenler-hala vs vs derken önce güzel bir akşam yemeği yedik.Karnımız doyunca çay-kahve-pasta-meyve-çerez,bol kahkaha,hoş sohbetler ve hediye faslına geçiş oldu.Birbirinden güzel hediye paketlerini açarken çok duygulandı Ali ama aynı zamanda da yaptığı esprilerle hepimizi gülmekten kırdı.Ben de herkesle birlikte bu sefer strawberryden gelen hediyemi sundum kendisine.Hatırlarsınız daha önce burada ufak çaplı bir kamuoyu yoklaması yapmıştım.O yoklamadan sonra hemen kararımı verdim ve Bvlgari Aqva Pour Homme Ali nin olsun istedim.Bu parfüme bayılıyordum zaten,Ali de çok severek kullanıyor şimdi.Siparişimi tamda istediğim gibi paketlemişler,istediğim notu ve birkaç güzelliği unutmamışlar sağolsunlar.Tam yedi gün sonra ulaştı bana siparişim,bu sefer işimi şansa bırakmadım bizzat gidip kendim teslim aldım paketimi.Ha bu arada strawberry de fiyatlar oldukça cazip.Hele şimdilerde babalar gününe özel indirimlerle yenilenmiş indirimler,ilgilenenlere duyrulur :)
Gece geç saatlere kadar sohbet-muhabbet sürdü.Doğum günü çocuğunun yüzündeki mutluluk hepimizi daha bir mutlu etti :) ve hızımızı alamayıp gecenin ilerleyen saatlerinde çıktık dışarıya doluştuk arabalara,çay keyfimize İzmir’in ışıkları da eşlik etsin diye Altınpark’a çıktık.Altınpark’tan daha önce bahsetmiştim okumak isterseniz tıktıklayabilirsiniz :) Altınpark’ta İzmir’e nazır oturduk,kaldığımız yerden kutlamaya devam ettik ve orada noktaladık geceyi…

Bu arada amma yazdım bende ha!Oysa kısa bir özet geçtim,bir çok şeyi yazamadım yine.Ama sayfalarca oldu sanki.Neyse ben yazarken yoruldum ve kestim burada okuyanların gözlerine sağlık :)


Neşeniz bol olsun…


15 Şubat 2010 Pazartesi

DÜN ve BİZ...

Geçtiğimiz haftanın tüm günlerini okulda geçirdim.Beş gün iki ayrı okulda her gün ders,cumartesi günü sınav görevi ve Pazar günü de veli toplantısı…Artık dün “yeteeeerrr” diye isyanlardayken Alişim sayesinde yeniden hayata kazandırıldım,toparlandım,neşelendim.Bu arada geçtiğimiz yıl ki 14 Şubatta da çalışıyormuşum ben,geçen yılki 14 şubat tarihli yazımızı okumak için buyurunuz “0 faizle aşk kredisi”…



Bu seferde erkenden kalkıp düştüm okul yollarına.Ali’yi uyandırmadan kaçtım evden,çıkmadan önce de hediyesini –geçen yıl olduğu gibi- uyanınca görebileceği bir yere bıraktım.Uykucu sevgilim uyumuş uyumuş,uyanınca da bana mesaj atıp hediyesi ile mutlu mesut yaşadığını bildirdi.Ben orada bir sürü veli ile garip bir toplantıyı yönetmeye çalışırken bir ara onları diğer arkadaşlara havale edip çıktım dışarıya.Bir baktım boncuk gözlüm gelmiş beni almaya.Ama beni epeyi bir beklemek zorunda kaldı.Velilerle yapılan uzun görüşmeler,özel konuşmalar,her biri için ayrı hazırlanmış notlar derken bitti toplantı.Eve dönerken bende konuşacak hal kalmamıştı ben de sustum :) Sevdiceği dinledim.Dinledim ama dinlerken de “nasıl yani ya ne diye beni eve götürüyor,hani sürpriz filan yok mu?” diye içimden fesatlık yapıp durmayı da ihmal etmedim.Ya öyle alıştırdık ki birbirimizi çılgın sürprizlere, yıllarca her özel güne unutulmayacak bir sürpriz sakladık mutlaka.Hal böyle olunca da bekliyor insan.Bir taraftan “aman önemli olan birlikte olmak” derken bir yanım da ısrarla “Ali beni sürprizsiz bırakmaz” diye direniyor :) Haksızda çıkmadım eve vardığımız saatten akşam geç saatlere kadar bendeki haftanın tüm yorgunluğunu,stresini alacak sürprizlerle ruhum dinlendi de haftaya gülerek başladım.Benim sevdiceğim aramızdaki hediyeleşmelerin,sürprizlerimizin bloga yazılmasından pek hoşlanmıyor.Ama ben her şeyi yazmasam da bana hediye ettiği,baktıkça Alinin gözlerini hatırladığım, kocaman yemyeşil taşlı(O yeşil taşı ne çok sevdiğimi bilir),göz alıcı güzellikteki kolyemi ve pembe cici pijamalarımı aldığımda ne kadar sevindiğimi yazmadan edemeyeceğim :) Tamam başka bir şey yazmayacağım :) Ama bugün kolyemi gören herkes tek tek alıp boynuna taktı,nazar değecekse zaten okulda değerdi artık burdan yazdım diye de değmez herhalde :) Şimdi de üzerimde pembe pijamalarım ve boynumda kolyem süper bir kombin yaptım,günün şıkı olarak oturuyorum pc başında.Pijama,eşofman manyaklığım meşhurdur benim.Bir ara bu konuyu da yazarım,cidden o kadar çok seviyorum ki mümkün olsa işe bile bunlarla giderim :)


Bu sefer de benim Ali’ye olan sürprizimden bahsetmeyeceğim.Ama ben de en az onun kadar başarılıydım sürpriz konusunda ;)

Ha bu arada bugün müfettişler vardı okulda.Bende dünden gelen mutlulukla kelebek misali uçuyordum sınıfta bir yandan da müfettiş amca gelir mi acaba diye bekliyordum.Kapı açıldı ama içeri giren amca değil çok şeker bir müfettiş hanımdı.O geldiğinde dersinde bulunduğum sınıfım çok ama çok yaramaz bir sınıf olup,beni çok zorlasalarda ders bitiminde duyduğum hayranlık ve övgü dolu cümlelerle günü güzel tamamladım.


Şimdilik bu kadar


Neşeniz bol olsun…


24 Nisan 2009 Cuma

BALON TERAPİSİ

BALON TERAPİSİ
Geçen yıl… aylardan nisan… hayatımın en yoğun çalıştığım zamanları… haftada 31 saat ders,hafta sonu okul dershanesinde 4 saat ders,hafta içi ve hafta sonuna rastlayan -haftada 2 kez- öğretmen lisesi kız pansiyonunda gece nöbeti.sosyal hayatımın hemen hemen yok sayıldığı,kendimi ve kafamı dinleme ihtimalimin sıfır olduğu günler.
23 nisan yaklaşıyordu.hep aklımda sevdiceğimin yanına kaçma arzusu.içimde bir ses;
-“Cuma günü zaten 5 saat dersim var derslerine girdiğim sınıfların yarısı çalışmalarda. e nişanımda yaklaşıyor nişanlığımı yaptırmam lazım Cuma günü için müdür amcayla da konuşup mazeret izni alsam bi güncük J, Pazar günü okul dershanesindeki 4 saatlik dersim için tüm ders notu-testler-alet-edavat ne varsa hazır edip benim yerime derse girebilcek hayırsever bir öğretmen arkadaşıma teslim etsem,Pazar akşamı öğretmen lisesi kız pansiyonunda tutacağım nöbeti bir dahaki hafta nöbet tutacak arkadaşla değiştirsem ve Salı akşamından sevdiceğimin yanına uçsam….ayyyy ne güzel olur…”
İç sesimin bu süper planlarının üzerine sevdiceğim arayıp
-“nurum,huzurum,Ayşenurum…Salı gecesine biletini aldım ne yap et gel,sen gelmezsen ben geleceğim,ama gelirsem de bana vakit ayırmanı isteyeceğim” demez mi?
Birden havalara uçtum,onca yoğunluk arasında 5 gün tatil süper bir şey olacaktı.Ama ne yapmalı,nasıl etmelide onca işi,öğretmeni ayarlayıp kaçmalıydı.
………………………………………………………
Uçaktayım…Trabzon-İzmir arası çok fazla uçmuştum yada sevgili geldiğinde havaalanlarında kalbim çarparak beklemiştim onu.Ama ilk defa gece uçacaktım.Daha uçağa binmeden mideme kramplar girmeye başlamıştı.Çantamda seyahatte okumaya uygun keyifli bir kitap,kulağımda harika bir melodi…ama yok…dışarısı öyle karanlık ki…boşluktayız sanki…sımsıkı yapıştım koltuğa,yanımdaki benden beter…tekrar camdan dışarıya bakıyorum Trabzon un ışıkları küçüldükçe küçülüp kaybolmuş,kopkoyu bir karanlık…bildiğim tüm duaları okuyorum…saat gece yarısını geçiyor ve pilot amca ineceğimizi haber veriyor…
………………………………………………..
Uçakta kendimi öylesine sıkmışım ki , indiğimde zor yürüyordum.Bagaj kuyruğunda uzun uzadıya beklemek zorunda kalmadım çünkü el bagajı olarak yanıma almıştım küçük valizimi.Koşarcasına uzaklaştım uçaktan.Çıkış kapısına doğru yürürken yüreğim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu.1,5 ay aradan sonra sevdiceğimi görecektim… ve işte O…Onca insan arasında o boncuk gözlerini gelen yolcu çıkışına dikmiş beni görmeye çalışıyordu.Koştum…atladım boynuna…sarıldım…sımsıkı…gözlerimde mutluluk gözyaşları sarhoşa dönüverdim.Dışarıya çıktık gökyüzü yıldızlarla dolu.Arabaya doğru sarmaş dolaş yürüdüğümüzü hatırlıyorum hayal meyal…
……………………………………..
Gecenin kör karanlığında uçup,boşluktan fırlayıp İzmir e düşmüştüm sanki.Ben daha gece yolculuğunun şokunu üzerimden atamadan, çantamı arka koltuğa koymak için arabanın içinde dönmemle şaşkınlık,sevinç,hayret,heyecan,mutluluk…hepsi birbirine karıştı.Arabanın arka koltuğundan arabanın tavanına kadar rengarenk bir sürü balon vardı arkada.Ben “nasıl yani ya?,noluyoruz?” diye bir şok yaşarken valizimi bagaja yerleştirip gelen sevgilim yanıma oturur oturmaz kocaman,sayamayacağım kadar çok kırmızı gülle dolu bir buket uzatıverdi.güllerin kokusuyla mest oldum,arabanın içine doldurulmuş rengarenk balonların göz alıcı güzelliğiyle ne olduğumu anlayamadım.Ben güllerimi koklayıp balonların birini bırakıp birini kucaklamaya çalışırken bir baktım havaalanından çıkmışız şehrin ışıklarını geride bırakmış gidiyoruz.Ali ye nereye gittiğimizi soruyorum ama ısrarla cevap vermiyor bu soruma.Yolculuğumun nasıl geçtiği onu daha çok ilgilendiriyor,korkmadın değil mi diyerek beni çok özlediğini anlatıyor.Anlıyorum ki güller ve balonlar daha bir başlangıç…daha başka sürprizler var beni bekleyen…o anda gözüm mavi bir tabelaya takılıyor;Foça…Yolculuk Foçaya idi yani…
………………………………………………….
Ilık bir nisan gecesi İzmir de.Ve Alişim yolda giderken benim camımı açıyor…Rüzgar yüzümü okşarken yaşadığım mutluluğu kendime bile tarif edemeyeceğimi düşünüyorum.Ali;
-“Çok zor bir şeyi başarıyoruz…Aramızda onca mesafe varken gözden uzakta olan gönülden uzak olmuyor,olamıyor.sevdiğinden uzak olmak çok zor ama yılmak,pes etmek yok.” diye benim ondan uzakta, onsuzken her bir olumsuzlukta çok fazla üzülüp kendimi çok yıprattığımı ve bunların artık sona ereceğini anlatıyor bana uzun uzun ve tatlı bir şekilde.
- “kavuşmamıza az kaldı,bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman var ve bu hayatta seninle kazanılmayacak hiçbir yarış yoktur melankolik sevgilim benim J haydi bakalım şimdi senin tüm olumsuz düşüncelerini yok edelim ne dersin?” diyor.boş boş bakıyorum…nasıl olacak ki o?Eline bir balon alıyor;
-“Şimdi şu açık camdan teker teker balonları uçurmanı istiyorum.istediğin balondan başlayabilirsin J” aman nasıl kıyarım ben bu balonlara,hem ben balonları çok severim eskiden beri,neden gecenin kör karanlığına uçurayım ki ben bu güzelim balonları?Ali devam ediyor;
-“Balonları çok sevdiğini biliyorum ve hepsini bizzat senin için şişirdim.hepsinin içine nefesimi doldurdum.senin için…(of ya bu kadar balonu sen mi şişirdin,yorulmadın mı?rüyada mıyım,yoksa uçak düştü de cennette miyim? J ) Şimdi seninle BALON TERAPİSİ yapacağız.O da ne diye hiç sorma J. her bir renk senin bir sıkıntını ifade ediyor.Şimdi bu gece her bir balonla bir sıkıntını Foça yollarında uçur, gecenin kör karanlığında kaybolup gitsin” Tabi ben mutluluk sarhoşuyum.Lila bir balondan başlıyorum.Allahım ne kadar eğlenceli…Yanımda tatlı sözleriyle canımdan bir parça,kucağımda kıpkırmızı güller,rengarenk balonlar,kulağımda en sevdiğimiz şarkılar…lila,lacivert,turuncu,sarı,pembe…derken yüksekçe bir tepenin üzerinde durup kalanını arabadan inip ege denizinin karanlık sularına doğru birlikte uçuruyoruz…Balon terapisi ha!Benim bu sevdiceğim gerçekten tam bir çılgın ve ben çok şanslıyım…Öyle bir terapiden sonra nasıl mutlu olmam ki…Ve haklıymışım sürprizler bitmiyor,Foça’da ki yazlığa gidiyoruz ve benim için yapılanlarla daha bir şımartılıyorum…Onunla mutluluğu,huzuru hissediyorum çünkü onun aşkı,saatleri ve insanların kargaşasını umursamayan,muhteşem güzelliklerle dolu,etrafı duvarlarla çevrilmiş güvenli bir bahçe gibi…
…………………………………………………
Hafızımdan silinmeyecek şekilde kazınan o güzel günlerden bir parça… bir çırpıda yazıverdim.Öylesine… içimden geldiği gibi...Ekrandan akan karakterler sözün sihrini,nefesin sıcaklığını,sohbetin insıbağını nasıl taşısın değil mi?Ancak bu kadar oldu işte… Devamı da başka zamana artık...
……………………………………………….
Bu yılda geçen yılı anarak,artık aramızda mesafeler olmadan,havaalanlarında hüzünlü vedalar etmeden birlikte olmanın tadına vararak yaşadık 23 nisan tatilini

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...