1 Haziran 2010 Salı

BİR LOKMA İZMİR :)

İzmir’e ilk geldiğimde bir çok yabancı gibi,bende kalabalık caddelerin bir köşesinde,cami önlerinde,ara sokakların birinde yada bir parkta birden bire sıra oluşturan insanları görünce hayretle bakıyordum.Önceleri aniden beliriveren bu sıralara bir anlam veremiyordum.Sonraları öğrendim ki insanlar lokma dökülen koca kazanlar önünde oluşturuveriyorlar bu sıraları.İzmir lokmasını duymuştum ama böyle sokaklarda lokma döküldüğünü ilk defa görüyordum.İlk zamanlar bana çok garip gelen bu olay buralarda çok normal ve İzmir’de yaşamın vazgeçilmez bir parçası,sokaklardaki renkliliğin,hayatın akışının en güzel göstergesi.İzmir kültürünün vazgeçilmez bir parçası…
Lokma dökmek için özel bir makine bile var.Bu makinaların başında bembeyaz önlüklerini giymiş birkaç amca ve teyze bir yandan lokma hamurunu hazırlıyor,bir yandan hamuru makinaya döküyor ve son olarakta gelen geçene ikram ediyorlar.Lokma dökülmeye başlar başlamaz mis gibi kokusu yayılıyor etrafa,bu kokuyu alan herkes yolunu değiştirip lokmacıların başına varıyor ve sıraya giriveriyorlar.O hamurun kızgın yağ kazanına atılması ve sonucunda çıtır hamur parçacıklarının şekillenişini izliyor,yemek için sabırsızlanıyorlar.Lokma için sıraya girmek oldukça sıradan bir durum :) kimse yadırgamıyor,kimse tuhaf bakmıyor bu sıraya ve sıradakilere.Bilakis oldukça sempatik oluyor lokma kuyrukları,lokma sahipleri ne kadar çok insana lokma dağıtırsa o derece mutlu oluyorlar…

Öğrendiğime göre genellikle lokma ölmüş bir kişinin ardından,ölen kişinin hayrına onun yakınları tarafından döktürülüyor ve gelene geçene ikram ediliyor.Mesela bizim okulu yaptıran ve okulumuza ismini veren hayırsever için de okulun bahçesinde lokma döktürülmüştü.Yine sokakta olduğu gibi lokmayı gören öğrenciler hemen sıraya girmiş,güle oynaya almışlardı lokmalarını.İzmir’in bir çok sokağı gibi şerbet kokmuştu okulumuzun bahçesi de…
İlk zamanlar bir türlü anlayamadığım bu lokma kuyruğuna biz de girdik bu hafta sonu :) Çandarlı sokaklarında dolaşırken lokma dökenleri görünce birkaç fotoğraf çekeyim istedim.Biz fotoğraf çekmeye çalışırken bir de baktım ki sıradayız ve sıra bize gelmiş.Aldık sıcacık,çıtır lokmalarımızı ve hayrına lokma dökülen her kim ise üç İhlas bir Fatiha’yı okuyuverdik ardından.

Böyle ballandıra ballandıra yazarak -ki lokma olayı zaten başlı başına çok ballı bir olay- ağzınızın suyunu akıttıysam,hele bir de İzmir lokmasının bir kez olsun tadını alanlar varsa çok özür diliyorum sizden :)

Neşeniz bol olsun...


28 Mayıs 2010 Cuma

TEŞEKKÜRLER AMA BİR ŞEY DAHA VAR :)

Dünden beri bir sürü güzel yorum,bir çok mail aldık. Bir önceki yazımızı okuyan,yorumlayan,bizleri merak eden,hal-hatır soran,anlamaya-anlatmaya çalışan herkese çok ama çok teşekkürler.

Karar aşamasına geldiğim konulardan biri mesleki anlamada bir karar.Meslektaşlarım bilir; İl içi ve il dışı yer değiştirme başvuruları başladı.Hiç aklımda yokken evimizin yakınlarındaki bir okulda kadro açıldığını görünce “tayin istesem mi acaba” diye düşünmeye başladım.Fazla düşünmüş olacağım ki taa buralara,bloga kadar sıçradı kararsızlığım :) Diğer konuya gelince o şeker ve samimi cümleleriyle bizi mutlu eden,gülümseten tüm dostlara kucak dolusu sevgiler.Özellikle de buradan okuyup hemen telefonlarına sarılıp beni telefonda dakikalarca güldüren sevgili arkadaşlarım sağolun varolun :)

Bir şey daha var; diye başlayan paragraf bir süre sonra kendini imha edecektir demiştim değil mi?İmha etti :)

Neşeniz bol olsun…

27 Mayıs 2010 Perşembe

E HADİ Bİ KARAR VER :)

Çekilip bir kenara,her şeyi uzaktan seyredeyim.

Karar vermek zorunda olmayayım,oluversin ne olacaksa ve hayırlısıyla.
Karar vermemek,öylece beklemek…bu da olabilir,yapılabilir.
Peki ya beklemek öylece,hiçbir taşı oynatmadan yerinden
pişmanlık olur mu sonunda?
Doğru mu,yanlış mı? soru bu değil,olmasın da.
Ama düşündürmesin beni “sonucu”
“sonuç ne olur,nasıl olur?”.
Yine takılıyor aklıma “pişmanlık olur mu sonunda?”…

Huzur dolu bir yuva,her saniyesi şükür gerektiren bir yaşam
Derken yepyeni bir şeyler girecek bu hayata,yepyeni sayfalar açılacak belki de
Hani bir “karar” dan geçebilsem oluverecek bir şeyler…

Mükemmeliyetçiyim, kabul…
Görüntü tamamen berraklaşsın istiyorum, doğru…
O yüzden düşünüyorum buralarda
O yüzden güzel bir elbise hakkında yazacakken buraya, “karar” diyor klavyem.
Şimdi durup dururken oldu bu,düşünürken yakaladım kendimi
Oysa kimse yada hiçbir şey beni bir karar vermeye zorlamıyor
Kendi kendime yapıyorum bunu ben…
Belki de sabahtan beri uzayıp duran toplantıları yüzünden sevdiceğe sorup onun fikrini alamadığım için oluyor bu.
O gelir,ellerimi alır avuçlarının içine,boncuk boncuk bakar gözlerime,gülümseyerek dinler beni
Bende başlarım anlatmaya,önce tumturaklı cümleler kurarım ne kadar ciddiyim anlasın diye,anlattıkça anlatasım gelir,heyecanlı heyecanlı konuşurken fark etmeden kocaman kocaman açarım gözlerimi yine,sonunda beklide bakarım ki o karşımdayken yine olması gereken düşüvermiş dilimden,ondan aldığım güvenle en doğrusu için atırvermişim adımımı.
 Zil çaldı…sevdiceğim geldi…elinde sıcacık ekmekler…fırıncı amca bana sıcacık,çıtır çıtır ve minicik bir ekmek göndermiş.Yüzüm güldü yine :) Her saniyesi şükür gerektiren bir yaşam bu, demiştim değil mi?

Neşeniz bol olsun...


26 Mayıs 2010 Çarşamba

UZAKLARDAN GELEN HEDİYE

Son zamanlarda hep, benim öğrencilerime aldığım hediyelerden bahsettim.Bu seferde öğrencimden daha doğrusu bir öğrencimin velisi çok tatlı bir hanımdan gelen bir hediyeyi göstereyim sizlere.Bu velimiz okula çoğu zaman elleri kolları dolu olarak gelir.Birbirinden güzel pasta-böreklerle bizi mutlu eder.Sağolsun bu seferde beni mutlu etmek için böyle bir incelik düşünmüş.Bu hediyeler kutsal topraklardan benim için özel olarak alınmış.Umre için 1 aydan beri Arabistanda idiler,taa oralardan geldi bu ciciler:) Benim göz makyajına,değişik takılara ne kadar meraklı olduğum gözünden kaçmamış belikli.O yüzden tam üç tane sürme göz kalemi almış bana.Kalemler tam sevdiğim gibi simsiyah ve uçları yumuşacık.Bir tane yine siyah orijinal sürme,güzel bir kolye ve tatlı hurmalar :) bol bol da dua…


Şanslı bir öğretmenim ben :)


Neşeniz bol olsun...

25 Mayıs 2010 Salı

RAHATLIK

Dolaşırken öylesine,hiç aklımızda yokken girdiğimiz bir mağazadan elimizde yeni terliklerimizle çıktık.

Terlik demek ayakların rahatlığı demek bana göre :) Hem şık hem de ortopedik bir terlik yada ayakkabı ise çifte mutluluk demek :) Ayakkabı dolabımız dolmuş taşmış,yenilere bir türlü yer bulunamazken bu terlikler nereden çıktı bende bilemiyorum ama bu rahatlığa dayanamadık işte…Bunlarla da yetinmedik alma açlığı bu ya, yine dürttü beni iki ayakkabım daha oldu :)
Ayakkabı alırken eğer beğendiysem “bir kere daha düşüneyim” demiyorum hiç.Çünkü biliyorum ki ben giymesem bile mutlaka giyen biri olacak.Kız kardeşler olarak hepimizin 36 numara ayakkabı giymesinin güzelliği işte :)

Eee artık bende Ali de yeni terliklerimizin rahatlığıyla tatillerde Çandarlı sokaklarında hoplaya zıplaya dolaşırız :)

Neşeniz bol olsun…

24 Mayıs 2010 Pazartesi

ÖĞRETMENCİLİK :)

Havaların ısınmasıyla birlikte öğrenci milleti de sıralarında kıpır kıpır olmaya başladı.Bizlerde onların ilgilerini daha çok derse çekebilmek için her türlü yöntem ve tekniği dener olduk.Bizim dersliğimize gelen her öğrenci alışkındır öğretmen her an bir sürpriz yapabilir diye :)

Ve sene başından beri uyguladığımız tekniklerden bir tanesi de onların deyimiyle “öğretmencilik” :) Her öğrenci sırası geldiğinde performans ödevini bir öğretmen edası ve hazırlığı ile arkadaşlarına sunar.Bu sunumların olduğu derslerde,ben tüm yetkilerimi o günün öğretmenlerine devreder,geçer bir sıraya oturur “öğrencilik” oynarım :)Öğrencilerin sunum yaptığı günlerde çoğu zaman çok eğlenceli ve değişik durumlar çıkar ortaya ve bu deneyimi yaşayan çoğu öğrenci,öğretmenlerinin halinden anlar az da olsa :)Sunum bittiğinde de tüm arkadaşlarının sunum hakkında çeşitli kriterlere göre yaptıkları eleştirileri dinler sunumu yapan kişi.Bir çok sınıfta çokca faydasını gördüğüm bu yöntemi uyguladığım 5-A sınıfında üç öğrencim beni ve arkadaşlarını hayrete düşürecek güzellikte sunumlar hazırlamışlardı geçen hafta.Ceyda,Gökçen ve Türkü…üç ayrı öğrenci,üç güzel sunum.Yüksek bir performans ödev notu yetmez diyerek küçük ama güzel hediyelerle mutlu edeyim onları istedim.Daha önce şurada başka bir sınıftaki öğrencilerime hediye ettiğim saatlerden bahsetmiştim.Ama bu sefer o kadar açılamadım daha küçük hediyeler aldım.Öğrencilerin üçü de kız olunca hediye seçmek çok kolay oldu :) fotoğraflarda da görüldüğü üzere pembenin değişik tonlarında birbirinden güzel iki taç toka seçtik.Bir tane de kutu içinde kilitli hoş bir anı defteri.
Hangi ödülü kime vereceğime karar veremediğim ve bu olaya biraz heyecan katayım dediğim için hediyeleri numaralandırdım.Hepsi tek tek 1 den 3 e kadar kura seçerek belirlediler hediyelerini.1 numarayı Gökçen çekti.Sapsarı saçlarına uygun açık pembe tokası oldu,2 numarayı Ceyda seçti ve onunda simsiyah saçlarına çok yakışan pembe bir tokası oldu ve 3 numaradaki anı defteri de günlüğünün anahtarını yakın zamanda keybetmiş olan Türkü’nün oldu.Hepsi bilmeden oldukça isabetli seçimler yaptılar.Onları izlerken ve alkışlarken de mutluluklar bizim oldu :)
Ödül almak,takdir görmek,hediyeleşmek mutlu ediyor her öğrenci gibi benim canavarları da…umarım hepimizin meslek hayatında böyle güzellikler hep daha çok olur…

Neşeniz bol olsun…


23 Mayıs 2010 Pazar

YAĞMURUN ARDINDAN

Son günlerde ara ara yağan yağmur ile yıkanıyor güzel İzmir’in güzel sokakları.Geçen yıl baharın bile gelip gelmediğini anlayamadığım zamanlarda aniden sıcaklar bastırmış yaz başlamıştı.Bahar yağmurlarını,yağmur sonrası mis gibi toprak kokusunu özlemiş,hayret etmiştim bahardan yaza bu kadar çabuk geçilir mi diye.Oysa bu yıl ne de güzel yağıyor yağmur…
Artık biliyorsunuz değil mi yazamadığım zamanlarda ya biz gitmişizdir gezmelere ya gelenimiz olmuştur.Bu seferde gelenimiz vardı :) Canım ablam ve eniştem çıkıp geldiler.Ve dün 16.45 uçağı ile yolcu ettik onları.Kavuşmalar güzel de bu ayrılıklar çok can sıkıyor.Ama elden ne gelir bir dahaki kavuşmayı beklemekten başka…

Bir yandan çokça şey yazmak isterken bir yandan bakıyorum ki dikkatimi toplayamıyorum.Çıkıp yağmurun tadını çıkarmalıyız gibi geliyor bana.Ha bir de uzak diyarlarda bir yerlerdeki can arkadaşımdan haber bekliyorum gözüm telefonda.Bilirim okursun bu satırları ve bilesin ki dualarımız seninle ve o güzel bebeklerinle…

Neşeniz bol olsun….

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...