Gerçi Ahmet Tuğra nın ayaklanmasıyla birlikte onunla bi yere gitmek,gittiğimiz yerde uzunca süre oturmak iyice zorlaştı.Bebekle gezemezsiniz diyenlere inat ilk günden beri geziyoruz.Haliyle bizim minik bey her fırsatta "addahhh" diye çığlıklar atıyor :) Mesela geçen akşam yemeği dışarıda yiyelim dedik.Tüm restaurantı başımıza topladı bizimki.Önce uslu uslu oturup etrafı inceledi.Sonra çalan müzikte dans etmeye başladı ki bayılır dans etmeye :) sonra her girdiğimiz ortamda olduğu gibi etraftakilere gülücükler dağıtarak gelene geçene sevdirdi kendini.Bi ara her görenin oğlumu mıncıklamasına dayanamıyodum ama artık ona da alıştım.Mıknatıs gibi bi bebe varsa kucağınızda geleni geçeni kendine çekmesine alışıyorsunuz :) Neyse sonra bizim siparişler geldi ve bizim minik canavar mama sandalyesine sığamaz oldu.Önce tabaklara yetişip tabaktakileri mıncıklama çabasına girdi.Onu başaramayınca masaya tırmanmaya çalıştı.Ona da müsade etmedik bu sefer eline geçirdiği kaşıkla masaya vurmaya başladı.Bizim için bol atraksiyonlu bi yemek oldu haliyle.Gerçi artık tüm yemeklerimiz bu şekilde...
Onca oyuncak yetmedi benim şemsiyeme taktı kafayı.Evde şemsiyeyle oturan bu minik yakışıklıya ne denir ki?
Neşeniz bol olsun...






