Geçtiğimiz haftanın tüm günlerini okulda geçirdim.Beş gün iki ayrı okulda her gün ders,cumartesi günü sınav görevi ve Pazar günü de veli toplantısı…Artık dün “yeteeeerrr” diye isyanlardayken Alişim sayesinde yeniden hayata kazandırıldım,toparlandım,neşelendim.Bu arada geçtiğimiz yıl ki 14 Şubatta da çalışıyormuşum ben,geçen yılki 14 şubat tarihli yazımızı okumak için buyurunuz “0 faizle aşk kredisi”…
Bu seferde erkenden kalkıp düştüm okul yollarına.Ali’yi uyandırmadan kaçtım evden,çıkmadan önce de hediyesini –geçen yıl olduğu gibi- uyanınca görebileceği bir yere bıraktım.Uykucu sevgilim uyumuş uyumuş,uyanınca da bana mesaj atıp hediyesi ile mutlu mesut yaşadığını bildirdi.Ben orada bir sürü veli ile garip bir toplantıyı yönetmeye çalışırken bir ara onları diğer arkadaşlara havale edip çıktım dışarıya.Bir baktım boncuk gözlüm gelmiş beni almaya.Ama beni epeyi bir beklemek zorunda kaldı.Velilerle yapılan uzun görüşmeler,özel konuşmalar,her biri için ayrı hazırlanmış notlar derken bitti toplantı.Eve dönerken bende konuşacak hal kalmamıştı ben de sustum :) Sevdiceği dinledim.Dinledim ama dinlerken de “nasıl yani ya ne diye beni eve götürüyor,hani sürpriz filan yok mu?” diye içimden fesatlık yapıp durmayı da ihmal etmedim.Ya öyle alıştırdık ki birbirimizi çılgın sürprizlere, yıllarca her özel güne unutulmayacak bir sürpriz sakladık mutlaka.Hal böyle olunca da bekliyor insan.Bir taraftan “aman önemli olan birlikte olmak” derken bir yanım da ısrarla “Ali beni sürprizsiz bırakmaz” diye direniyor :) Haksızda çıkmadım eve vardığımız saatten akşam geç saatlere kadar bendeki haftanın tüm yorgunluğunu,stresini alacak sürprizlerle ruhum dinlendi de haftaya gülerek başladım.Benim sevdiceğim aramızdaki hediyeleşmelerin,sürprizlerimizin bloga yazılmasından pek hoşlanmıyor.Ama ben her şeyi yazmasam da bana hediye ettiği,baktıkça Alinin gözlerini hatırladığım, kocaman yemyeşil taşlı(O yeşil taşı ne çok sevdiğimi bilir),göz alıcı güzellikteki kolyemi ve pembe cici pijamalarımı aldığımda ne kadar sevindiğimi yazmadan edemeyeceğim :) Tamam başka bir şey yazmayacağım :) Ama bugün kolyemi gören herkes tek tek alıp boynuna taktı,nazar değecekse zaten okulda değerdi artık burdan yazdım diye de değmez herhalde :) Şimdi de üzerimde pembe pijamalarım ve boynumda kolyem süper bir kombin yaptım,günün şıkı olarak oturuyorum pc başında.Pijama,eşofman manyaklığım meşhurdur benim.Bir ara bu konuyu da yazarım,cidden o kadar çok seviyorum ki mümkün olsa işe bile bunlarla giderim :)
Bu sefer de benim Ali’ye olan sürprizimden bahsetmeyeceğim.Ama ben de en az onun kadar başarılıydım sürpriz konusunda ;)
Ha bu arada bugün müfettişler vardı okulda.Bende dünden gelen mutlulukla kelebek misali uçuyordum sınıfta bir yandan da müfettiş amca gelir mi acaba diye bekliyordum.Kapı açıldı ama içeri giren amca değil çok şeker bir müfettiş hanımdı.O geldiğinde dersinde bulunduğum sınıfım çok ama çok yaramaz bir sınıf olup,beni çok zorlasalarda ders bitiminde duyduğum hayranlık ve övgü dolu cümlelerle günü güzel tamamladım.
Şimdilik bu kadar
Neşeniz bol olsun…
15 Şubat 2010 Pazartesi
10 Şubat 2010 Çarşamba
GAZOZ AĞACI
Genellikle fazla gürültülü öğretmenler odamızda, ders içi etkinliklerimizle uğraşan öğrencilerim arasında ve çabucak bitiveren ders aralarımızda okumak için ideal bir kitap diye seçtim bu eseri.Kısa kısa öykülerden oluşuyor çünkü.Okuduğum sayfadan, bir zil sesi,bir öğrenci nidası yahut bir arkadaşın seslenişiyle ayrılırsam eğer,kaldığım yere geri dönmek kolay oluyor.Öykülerin yormayan durağan havası içinde kapılıp gidiyorum cümlelere.O yüzden kalabalıklarda okumayı sevdim bu kitabı.Her öykü arasında durup dinlenebiliyorum.Yepyeni öykülere başlamanın heyecanını, sınıf penceresinden hızla kayıp giden bir yağmur damlalarını izlerken doyasıya yaşatıyorum kendime.
“Ne çok okuyorsun,bu seferki ne?” diye soran meraklı sesin sahibi arkadaş gelip kitabımın kapağını inceliyor, ardından ilk sayfayı açıyor.İlk sayfanın sağ üst köşesine Ayşenur&Ali-16 Ağustos-Çeşme notu düşülmüş tarafımdan.Hemen aklıma sıcacık bir Çeşme gecesinde ışıl ışıl,bir o kadar da kalabalık bir caddeki en şirin kitapçı geliyor.Sevgili ile neredeyse dokunmadığımız kitap kalmamıştı o minik kitapçıda.En sonunda da altı adet kitabı kucaklayıp çıkmıştık oradan.O kitaplardan biriydi bu da;Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler-Sabahattin Kudret Aksal-YKY Yay.
Blogumu açar açmaz bir yol hikayesi yazmak niyetindeydim ama hiç aklımda yokken bu aralar çantamda gezen kitabımı yazıverdim :)
Derken işte böyle :)
Neşeniz bol olsun…
“Ne çok okuyorsun,bu seferki ne?” diye soran meraklı sesin sahibi arkadaş gelip kitabımın kapağını inceliyor, ardından ilk sayfayı açıyor.İlk sayfanın sağ üst köşesine Ayşenur&Ali-16 Ağustos-Çeşme notu düşülmüş tarafımdan.Hemen aklıma sıcacık bir Çeşme gecesinde ışıl ışıl,bir o kadar da kalabalık bir caddeki en şirin kitapçı geliyor.Sevgili ile neredeyse dokunmadığımız kitap kalmamıştı o minik kitapçıda.En sonunda da altı adet kitabı kucaklayıp çıkmıştık oradan.O kitaplardan biriydi bu da;Gazoz Ağacı ve Diğer Öyküler-Sabahattin Kudret Aksal-YKY Yay.
Blogumu açar açmaz bir yol hikayesi yazmak niyetindeydim ama hiç aklımda yokken bu aralar çantamda gezen kitabımı yazıverdim :)
Derken işte böyle :)
Neşeniz bol olsun…
9 Şubat 2010 Salı
HOŞ BULDUK :)
Uzun ve güzel bir tatilin ardından yeniden merhaba.
Kilometrelerce yol gidip, bir sürü şehir,köy ve kasabadan geçerek güzel bir yolculuk yaptık.İzmir de görmeye hasret kaldığımız kar manzaraları seyrettik doyasıya.Aile yanında geçen zamanın yine nasıl geçip gittiğini anlayamadan bitti bir tatil daha.
Objektifime birbirinden güzel,bakmaya doyulmayacak kareler takıldı,bir sürü yol hikayesi biriktirdim yine.Ama fotoğraflarımı yayınlayıp yol hikayelerimi anlatmaya vakit kalmadan başladık yine koşuşturmacaya.
Birbirinden güzel blog dostlarımın yazıları birikmiş ben yokken.Hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.Bir ses verelim,biz geldik diyelim diye hemen alelacele yazıverdim.Şimdilik bir sürü güzel blog ziyareti yapmak üzere müsadenizi istiyorum.
Neşeniz bol olsun.
Kilometrelerce yol gidip, bir sürü şehir,köy ve kasabadan geçerek güzel bir yolculuk yaptık.İzmir de görmeye hasret kaldığımız kar manzaraları seyrettik doyasıya.Aile yanında geçen zamanın yine nasıl geçip gittiğini anlayamadan bitti bir tatil daha.
Objektifime birbirinden güzel,bakmaya doyulmayacak kareler takıldı,bir sürü yol hikayesi biriktirdim yine.Ama fotoğraflarımı yayınlayıp yol hikayelerimi anlatmaya vakit kalmadan başladık yine koşuşturmacaya.
Birbirinden güzel blog dostlarımın yazıları birikmiş ben yokken.Hepsini okumak için sabırsızlanıyorum.Bir ses verelim,biz geldik diyelim diye hemen alelacele yazıverdim.Şimdilik bir sürü güzel blog ziyareti yapmak üzere müsadenizi istiyorum.
Neşeniz bol olsun.
29 Ocak 2010 Cuma
YOLCULUK
Uzun bir yol var önümüzde...yağmurlu yollar,mis kokulu çam ormanları var gidilip görülecek.Yine aniden çıkıyoruz yollara...Dua edin sağ-sağlim gidip dönelim...Dönünceye dek hoşça kalın.
Neşeniz bol olsun...
Neşeniz bol olsun...
28 Ocak 2010 Perşembe
MİM VAR
Sevgili Sevgiden Esintiler beni mimlemiş.Mim konusu blog sahibinin 7 ilginç özelliği.Diğer sayfamda bu konuda yine mimlenmiş ve cevap vermiştim.Mim konusu aynı olunca yine hazır cevaplarımı vereyim sizlere :)
1.Keyfime aşırı derecede düşkünüm.Hiç kimsenin hiçbir şeyin keyfimi bozmasına izin veremem.
2.Sabah uykularım meşhurdur.Hani yatağa nevresim olsam yeridir tarzında bir uykucuyum.Sırf sabahları daha fazla uyuyabilmek adına ders programımı yapan müdür yardımcımızla pazarlık yapabilen bir öğretmenim :) Sabah uykularımı alamayınca derslerde verimli olmadığımı düşünüyorum ne yapayım :)
3.Dil öğrenmek benim için bir tutku.Her ne kadar eğitim sistemimiz beni dil konusunda ‘çat-pat’ konuşur durumda bıraksa da o çat-pat ı iyi bir düzeye taşımak konusunda hala çok azimliyim.
4.Uzun süre aynı yerde duramıyorum.İlla hareket halinde olmalıyım.Bu yüzden 40 Dk lık ders boyunca sınıfın gezmediğim köşesi yok.
5.Tipik bir kova kızıyım.Özgürlüğüme ziyadesiyle düşkünüm.Bu özgür tarz her şeyime olduğu gibi evime ve kıyafetlerime de yansımış durumda.Okulun yaş olarak en küçük öğretmeni olduğum için tüm meslektaşlarımın benim kıyafetlerime,ders anlatışıma ve öğrencilerimle olan iletişimime bakıp beni ‘özgür kız’ diye çağırmalarına bozuluyorum çoğu zaman, çünkü benim bir adım var :)
6.Hayatımda iyi ki olmuş dediğim ve bunun için her saniye her dakika şükrettiğim bir şey var; aşk hakkındaki tüm saplantılarıma rağmen iyi ki Ali’ye aşık olmuşum,iyi ki aşkı onda tatmışım ve iyi ki onunla evlenmişim…
7.Tasavvuf denilince akan sular durur benim için.Ve şimdi tasavvuf dedim ya bu yedinci maddeyi açmaya kalkarsam uzayıp gider,başka zamana saklayayım bu konu hakkında yazacaklarımı.
Şimdi sırada başkalarını mimlemek var değil mi?İşte bu zor olan kısım.Çünkü kimi seçeceğine karar vermek oldukça zor oluyor.En iyisi yazayım bir kaç dost blog saymak isterlerse 7 ilginç özelliklerini biz okuruz keyifle :) Ama bir çok arkadaş çoktan cevaplamış bu mimi.İlk aklıma gelen üç kişiyi yazıyorum :)
nohut oda,nevbahar01,sayıklama mahali...
Neşeniz bol olsun...
1.Keyfime aşırı derecede düşkünüm.Hiç kimsenin hiçbir şeyin keyfimi bozmasına izin veremem.
2.Sabah uykularım meşhurdur.Hani yatağa nevresim olsam yeridir tarzında bir uykucuyum.Sırf sabahları daha fazla uyuyabilmek adına ders programımı yapan müdür yardımcımızla pazarlık yapabilen bir öğretmenim :) Sabah uykularımı alamayınca derslerde verimli olmadığımı düşünüyorum ne yapayım :)
3.Dil öğrenmek benim için bir tutku.Her ne kadar eğitim sistemimiz beni dil konusunda ‘çat-pat’ konuşur durumda bıraksa da o çat-pat ı iyi bir düzeye taşımak konusunda hala çok azimliyim.
4.Uzun süre aynı yerde duramıyorum.İlla hareket halinde olmalıyım.Bu yüzden 40 Dk lık ders boyunca sınıfın gezmediğim köşesi yok.
5.Tipik bir kova kızıyım.Özgürlüğüme ziyadesiyle düşkünüm.Bu özgür tarz her şeyime olduğu gibi evime ve kıyafetlerime de yansımış durumda.Okulun yaş olarak en küçük öğretmeni olduğum için tüm meslektaşlarımın benim kıyafetlerime,ders anlatışıma ve öğrencilerimle olan iletişimime bakıp beni ‘özgür kız’ diye çağırmalarına bozuluyorum çoğu zaman, çünkü benim bir adım var :)
6.Hayatımda iyi ki olmuş dediğim ve bunun için her saniye her dakika şükrettiğim bir şey var; aşk hakkındaki tüm saplantılarıma rağmen iyi ki Ali’ye aşık olmuşum,iyi ki aşkı onda tatmışım ve iyi ki onunla evlenmişim…
7.Tasavvuf denilince akan sular durur benim için.Ve şimdi tasavvuf dedim ya bu yedinci maddeyi açmaya kalkarsam uzayıp gider,başka zamana saklayayım bu konu hakkında yazacaklarımı.
Şimdi sırada başkalarını mimlemek var değil mi?İşte bu zor olan kısım.Çünkü kimi seçeceğine karar vermek oldukça zor oluyor.En iyisi yazayım bir kaç dost blog saymak isterlerse 7 ilginç özelliklerini biz okuruz keyifle :) Ama bir çok arkadaş çoktan cevaplamış bu mimi.İlk aklıma gelen üç kişiyi yazıyorum :)
nohut oda,nevbahar01,sayıklama mahali...
Neşeniz bol olsun...
26 Ocak 2010 Salı
KAR YAĞMIŞ YOLLARIMIZA
Hani demiştim ya yollarımızı kar kapatmazsa uzun bir yolculuk planlıyoruz diye.Yolculuğumuzu ertelemek zorunda kaldık.
İzmir son günlerde öylesine soğuk ki bu kadar soğukken kar yağsın istiyor insan.Kar yağsa bu kuru ayaz yumuşar hiç olmazsa.Hastalığı atlattım sayılır çok şükür.Ama her ne kadar evde dinlenmeye çekilmiş olsam da bünyemin bu soğuktan etkilenmemesi için elimden geleni yapıyorum.
Planlarımızı ertelemiş olmak ilk başlarda fazlasıyla canımı sıkmış olsa da onca yoğunluğun ardından evimde olup kafamı dinliyor olmak cidden iyi geldi bana.Yumuşacık battaniyemin altında kitap okuyorum.Boncuk gözlümün hediyesi olan Çöl ve Deniz’i elimden bırakamıyorum.Kitabın yazarı Sibel Eraslan’ın trt deki röportajını izledikten sonra kitabı çok merak etmiş ve bu konuda sevgilinin kafasını şişirmiş olmalıyım ki kitabı hediye etmişti bana.Tatilin başlamasıyla büyük bir keyif ve merak ile aldım elime kitabımı.Daha ilk bölümde sarıp sarmaladı cümleler beni;
“Hatice sadece bir çift âşık göz değil.
Hatice sadece nehre yatak.
Sadece sancağa burç değil.
Hatice aynı zamanda “eller” demek.
Allah’ın Sevgilisini emanet ettiği kadın elleri, aşkın elleri.
Sevgili’nin sırtına hırka.
Hatice, köşesiz ve kusursuz çember.
Hatice, avuçlarından su içtiğimiz emek sahibi ellerin adı.
Hatice, Aşk’a kapı, Sevgili’ye kab.
Hatice, ol emri karşısında kainat.
Hatice göğün altına uzanmış arz.
Hatice, varlığı Mim harfine ev kılınmış kadın.
Hatice, tekvin kokusu.
Rüyası gerçeğe çıkmıştı Hatice’nin.
Güneş evine doğmuştu…”
Dün gece yine geç saatlerde çıkıp güzel bir film izledik.Sherlock holmes…İyi vakit geçirmek için ideal bir film.Daha filmin ilk sahnelerinde senaryonun içine düşüvermişiz hissini veriyor.Filmdeki Holmes benim yıllardır hayal ettiğim,kafamda çok farklı yerlere oturttuğum Sherlock karakterinden çok uzak olsa da,film bana hiç düşünme fırsatı sunmayıp olayın gidişatını tahmin etme şansı tanımasa da oldukça keyifli bir filmdi.Ayrıca Jude Law’ı Watson karakterinde görmek güzeldi.Film biterken anlıyorsunuz filmin ikincisi de gelecek,şimdi onu bekliyoruz heyecanla :)
Yarın benim doğum günüm.Daha bugünden doğum günümü kutlayan tüm dost blogculara teşekkür ederim…
Neşeniz bol olsun…
İzmir son günlerde öylesine soğuk ki bu kadar soğukken kar yağsın istiyor insan.Kar yağsa bu kuru ayaz yumuşar hiç olmazsa.Hastalığı atlattım sayılır çok şükür.Ama her ne kadar evde dinlenmeye çekilmiş olsam da bünyemin bu soğuktan etkilenmemesi için elimden geleni yapıyorum.
Planlarımızı ertelemiş olmak ilk başlarda fazlasıyla canımı sıkmış olsa da onca yoğunluğun ardından evimde olup kafamı dinliyor olmak cidden iyi geldi bana.Yumuşacık battaniyemin altında kitap okuyorum.Boncuk gözlümün hediyesi olan Çöl ve Deniz’i elimden bırakamıyorum.Kitabın yazarı Sibel Eraslan’ın trt deki röportajını izledikten sonra kitabı çok merak etmiş ve bu konuda sevgilinin kafasını şişirmiş olmalıyım ki kitabı hediye etmişti bana.Tatilin başlamasıyla büyük bir keyif ve merak ile aldım elime kitabımı.Daha ilk bölümde sarıp sarmaladı cümleler beni;
“Hatice sadece bir çift âşık göz değil.
Hatice sadece nehre yatak.
Sadece sancağa burç değil.
Hatice aynı zamanda “eller” demek.
Allah’ın Sevgilisini emanet ettiği kadın elleri, aşkın elleri.
Vahyin çatısı.
Gözbebeğin çerçevesi.
Zemzemin kuyusu.
Mağaranın yoldaşı.
İnci’nin istiridyesi.
Define’nin sandığı.Sevgili’nin sırtına hırka.
Hatice, köşesiz ve kusursuz çember.
Hatice, avuçlarından su içtiğimiz emek sahibi ellerin adı.
Hatice, Aşk’a kapı, Sevgili’ye kab.
Hatice, ol emri karşısında kainat.
Hatice göğün altına uzanmış arz.
Hatice, varlığı Mim harfine ev kılınmış kadın.
Hatice, tekvin kokusu.
Rüyası gerçeğe çıkmıştı Hatice’nin.
Güneş evine doğmuştu…”
Dün gece yine geç saatlerde çıkıp güzel bir film izledik.Sherlock holmes…İyi vakit geçirmek için ideal bir film.Daha filmin ilk sahnelerinde senaryonun içine düşüvermişiz hissini veriyor.Filmdeki Holmes benim yıllardır hayal ettiğim,kafamda çok farklı yerlere oturttuğum Sherlock karakterinden çok uzak olsa da,film bana hiç düşünme fırsatı sunmayıp olayın gidişatını tahmin etme şansı tanımasa da oldukça keyifli bir filmdi.Ayrıca Jude Law’ı Watson karakterinde görmek güzeldi.Film biterken anlıyorsunuz filmin ikincisi de gelecek,şimdi onu bekliyoruz heyecanla :)
Yarın benim doğum günüm.Daha bugünden doğum günümü kutlayan tüm dost blogculara teşekkür ederim…
Neşeniz bol olsun…
21 Ocak 2010 Perşembe
BUGÜN
Son günlerin koşuşturmacasına bir de faranjitim eklenince tatile erken başladım.Bugün gün boyu yatarak soğuk ama güneşli bir günü daha bitirdim.Dinlendim,hem de güzel bir şekilde dinlendim.
Yarın karne günü ve ben henüz karnelerimi imzalayıp, öğrencilerimin her birinin karnesinin bir köşesine iyi dileklerimi yazamadım.Hangisiyle konuşsam yarın için heyecanlılar,oysa artık hepsi tüm notlarını günler öncesinden öğrenebiliyorlar.Buna rağmen yine de tatlı bir heyecan yaşıyorlar.Çoğu karne hediyesi alacak ondan sanırım heyecanları.Bu arada ben de karne hediyesi istiyorum yaaa…ilgililere duyrulur :)
Karne günü için benim için en büyük heyecan tatilin başlaması.Bu dönem öylesine doluydu ki birden bire bir boşluğa düşeceğim sanırım.
Uzun bir yolculuk planlıyoruz ama şimdi haberlerde gözüme takılan kar manzaraları ve yolların hali canımı sıktı.Bakalım kar bizim yollarımıza da yağacak mı?
Kapalı yolların haberlerini izledim bitirdim,canımı iyice sıktığımdan emin olunca televizyonu kapatıp oturdum bilgisayarımın başına.Hastayım diye boncuk gözlümün halı saha maçını da izlemeye gidemedim.Hava öyle soğuk ki bugün ona eşlik edemedim ama Galatasaray formasını giydirip gönderdim maça.Benim için 10 gol atacak söz verdi :)
Ben böyle evde canımı daha fazla nasıl sıkabilirim diye uğraşırken o ellerinde çiçekler ve benim için attığı 5 gol haberiyle geldi.Akşamın bu saatinde nereden,nasıl buldun bu çiçekleri diye sormadan hoplaya zıplaya aldım çiçeklerimi.Çiçeklerimin renginden de anlaşılıyor sarı-kırmızı uğurlu geliyor hep sevdiceğime :) E evet o geldi yalnızlıktan kalabalık düşüncelere dalan benim yüzüm güldü :)
Neşeniz bol olsun…
Yarın karne günü ve ben henüz karnelerimi imzalayıp, öğrencilerimin her birinin karnesinin bir köşesine iyi dileklerimi yazamadım.Hangisiyle konuşsam yarın için heyecanlılar,oysa artık hepsi tüm notlarını günler öncesinden öğrenebiliyorlar.Buna rağmen yine de tatlı bir heyecan yaşıyorlar.Çoğu karne hediyesi alacak ondan sanırım heyecanları.Bu arada ben de karne hediyesi istiyorum yaaa…ilgililere duyrulur :)
Karne günü için benim için en büyük heyecan tatilin başlaması.Bu dönem öylesine doluydu ki birden bire bir boşluğa düşeceğim sanırım.
Uzun bir yolculuk planlıyoruz ama şimdi haberlerde gözüme takılan kar manzaraları ve yolların hali canımı sıktı.Bakalım kar bizim yollarımıza da yağacak mı?
Kapalı yolların haberlerini izledim bitirdim,canımı iyice sıktığımdan emin olunca televizyonu kapatıp oturdum bilgisayarımın başına.Hastayım diye boncuk gözlümün halı saha maçını da izlemeye gidemedim.Hava öyle soğuk ki bugün ona eşlik edemedim ama Galatasaray formasını giydirip gönderdim maça.Benim için 10 gol atacak söz verdi :)
Ben böyle evde canımı daha fazla nasıl sıkabilirim diye uğraşırken o ellerinde çiçekler ve benim için attığı 5 gol haberiyle geldi.Akşamın bu saatinde nereden,nasıl buldun bu çiçekleri diye sormadan hoplaya zıplaya aldım çiçeklerimi.Çiçeklerimin renginden de anlaşılıyor sarı-kırmızı uğurlu geliyor hep sevdiceğime :) E evet o geldi yalnızlıktan kalabalık düşüncelere dalan benim yüzüm güldü :)
Neşeniz bol olsun…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
SELANİK
İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...
-
Önümüzde 15 günlük uzun bir seyahat var. İki çocukluyuz ve sabit bir planımız yok.Hal böyle olunca uzun bir yol hazırlığı gerekiyor bize. Ön...
-
Canım anneciğimin nereden aklına geldiyse kalkmış bize poşetlik örmüş.Çokta güzel yapmış,mutfağım daha bir renklendi sayesinde.Benim mutfağı...
-
Bu gün İzmir’e doyum olmaz,dışarıda yumuşacık bir kış havası var.Tam “çık-gez-dolaş hatta git cici dükkanlardan minik bir şeyler al” havas...






