26 Mayıs 2011 Perşembe

FOTO MARATON BERGAMA'DAN KALANLAR II

Paylaşmak istediğim başka fotoğraflar da var demiştim.İşte onlardan bir kaçı.Devamı da böyle ara ara gelebilir.
AKROPOLİS
AROPOLİS-TİYATRO
İLGİNÇ BİR KAPI TOKMAĞI
VE YİNE BİR KAPI
Bu gün sıcacık geçen saatlerin sonunda ince ince yağan yağmurla fotoğraflarımızı düzenledim bende :) ve bugün için yukarıdakileri yayınlamak geldi içimden...

Neşeniz bol olsun...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

GÜLEN YÜZ

Dünden beri sayfamız yüzlerce kez tıklanmış ama fark eden olmadı sanırım.Ya da fark edildi ama çaktırılmadı :) Sevgili Özlem bana günler öncesinden mail atmış.Ama ben maillerimi uzun zamandır kontrol etmediğim için dün gördüm.Özlem demiş ki; ”…………. Blogunuzu birkaç ay önce keşfettim ve okumaktan gerçekten zevk aldım. Biz de İzmir'de yaşadığımızdan, daha bir zevkli geldi okumak :) Yalnız, bloğa her girişte karşılaştığım resim, ben de "sanki bu olmasa daha iyi olur." hissini uyandırdı, ben de elimden geldiğince, onu size daha yakışır bir hale getirmeye çalıştım. Kullanın diye de değil tabii ki, karar tamamen sizin :)…………..” ve sayfamızın en başında durup,daha düne kadar elinde kalp ile somurtan çizgi kızı güldürmüş Özlem :)Tabi bende hemen Özlem’in bu tatlı çizgi ikilisini ekledim sayfamıza.Artık gülen yüzler karşılıyor ziyaretçilerimizi.Özlem’e buradan bir kere daha teşekkür ediyorum.Böyle dikkatli,böyle zarif blog sahibelerinin varlığından haberdar olmak çok güzel.

PS:Bloga fotoğraf eklemek beni delirtmeye başladığı için gülmeyen çizgi sevgilileri ekleyemedim...Kusuruma bakmayınız...:)
Neşeniz bol olsun…

24 Mayıs 2011 Salı

FOTO MARATON BERGAMA’DAN KALANLAR

Fotomaratonumuz inanılmaz keyifli geçti :) Yüzlerce fotoğraf,güzel anılar,yepyeni bilgiler ve sıcacık dostluklarla döndük Bergama’dan.Dört gün boyunca dur durak bilmeden hayalimizdeki kareyi yakalamaya çalıştık,yorulduk ama değdi.İlk gün 19 Mayıs kutlama sorumlusu aynı zamanda fotoğrafçılardan biri olduğum için okuldan ayaklarıma kara sular inmiş vaziyette döndüm eve.Ama içimdeki fotomaraton heyecanıyla dinlenme hayallerimi bir kenara bırakıp hazırlanmaya başladık.İstikamet Bergama Beafsad…Daha biz yolda iken kapkara bulutlarla dolan gökyüzü döküverdi sularını.Yağmur ama ne yağmur,arabayı park edip derneğin kapısına varıncaya kadar sırılsıklam oluverdik.Dernektekilerin güler yüzlü karşılamaları,hoşsohbetleri ile kayıt esnasında sıcacık bir ortam oluşuverdi.Ben öyle ilk girdiğim ortamda hemen tanışıp kaynaşamam,kasılırım,önce uzaktan bakıp bi gözlemlerim geleni gideni.Ama benim sevdicek öyle mi ya hemen ortamı kuruverdi.Türkiye’nin dört bi yanından gelen fotoğraf meraklılarını toplayıverdi etrafımıza :) kaynaşma ve kayıt olayından sonra dinlenmek için dağıldık.Biz bir çoğuna göre şanslıydık çünkü Çandarlı’ya yazlığa gidip annemin bizim için hazırladığı mükellef sofraya oturduk :) Ama uzak yerlerden gelen bir çok arkadaş ya çadır kurdular yada öğretmen evi ve otellere dağıldılar.İkinci gün belirlenen saatlerde toplanıp yollara koyulduk.Kozak Karaveliler köyünde durduk.Köy kahvesinde soluklanıp derin sohbetlere daldık,yine yeni arkadaşlıklar kurduk.Rize’den,İstanbul’dan,Muğla’dan,Kocaeli’den yeni yüzler tanıdık…Köy halkı yollara dökülüp izledi bizim garip kalabalığı ve tüm gün boyunca “hoş geldiniz” i eksik etmediler bizden.Dernek başkanımız ve muhtar amca “keye”* nedir ve nasıl yapılır anlattılar bize ve iki amca bize ufak çaplı bi gösteri yaptılar.Sonra hepimiz dönüş saatimize kadar serbest çalışmak üzere dağıldık.Nerde bir çocuğa rastlasak Ali ile İngilizce konuşmaya çalıştılar ilk önce,aynı şey Bergama da da devam edince “hadi Ali boynunda fotomaraton kimlik kartı,fotoğraf makinası,sırtında çantası turiste benziyor az buçuk ama ben yanında buranın yerlisiyiz diye bağırıyorum resmen” demeye başladım :) Üçüncü gün tamamen serbesttik.Önce Bazilika (kızıl avlu) ya uğradık;bu arada fotomaraton dan olduğumuz için ücretsiz girebildik her yere :) Ardından Akropolis e çıktık.İki yıl önce gittiğimizde arabayla epeyi bir yol tırmanmıştık.Ama yakın zamanda Akropolis e çıkan bir teleferik yapılmış.Yine fotomaraton kartımızla bindik teleferiğe ve tam bir açık hava müzesi olan Bergama’yı seyrederek çıktık tepeye.Yine orada da en güzel kareyi yakalamak için uğraştık.Akropol sonrası Bergama’nın ara sokaklarına,tarihi camilerine daldık.Özellikle Atmaca mahallesinde (Hüsnü Şenlendirici nin mahallesi) biz fotoğrafçılar için malzeme fazlasıyla boldu.Bergama da geçirdiğimiz her gün “iyi ki katıldık bu yarışmaya” dedik durduk,aksi halde yanı başımızda duran güzelliklerden,duymadığımız onca tarihi bilgiden bihaber olacaktık hala.

Rize'den gelen fotoğrafçıyı fotoğrafladık.
Sözü daha fazla uzatmayayım,cumartesi akşamı onlarca fotoğraf arasından zor zahmet seçip beş tane teslim ettik.Son gün yani Pazar günü sonuçlar ve ödül töreni için toplandık.Bizim fotoğraflarımız dereceye giremedi ama olsun dedik bu daha başlangıç :) Dereceye giren fotoğraflar hak ettiler cidden,bizim daha çok yolumuz var :)
Akropol
Bazilika
Kızıl Avlu
Karaveliler Köyü çocuları
Karaveliler den bi amca.
Bergama Ulu Cami Bahçesi
Karaveliler Yolu
Fotoğraf eklemek bir işkenceye dönüşmüş olsa da burada yayınlamak istediğim bir kaç fotoğraf daha var.Onlarda çok yakında :)

* 1.Kozalak toplamak için dalları eymeye yarayan ucu çengelli ağaç.
   2.Ağaçtan ağaca atlamakta kullanılan ip.

Neşeniz bol olsun...

19 Mayıs 2011 Perşembe

FOTOMARATON

Heyecanlı ve bir o kadar da keyifli olacağını umduğumuz bir maratona katılmak için yola çıkıyoruz.Bize dört güncük müsaade.İzmir’li fotoğraf meraklıları bilir sanırım;fotomaraton Bergama 19-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek.Aslında orada olmak hiç aklımızda yoktu.Planlarda başka bir şehir başka aktiviteler vardı ama son dakikada değişti her şey :) Bu aralar geceleri Çandarlı da gündüzleri ise Foto Maraton Bergama da olmayı düşünüyoruz.Döndüğümde anlatacak çok şey olacak hissediyorum…

Neşeniz bol olsun…

18 Mayıs 2011 Çarşamba

GÜVEÇ

Bundan aylar önce annem (kayınvalide-annem--tuhaf oldu :) ) “Menemen den geçerken size de minik bi güveç alıverdim” diye güveci bana verdiğinde o minik güveci bu kadar çok seveceğimi düşünmemiştim.İlk başlarda "annem yapınca yemesi güzel ama ben güveçten anlamam" diyerek en üst raflara kaldırdığım güveci geçen günlerde sevdiceğin isteği ile çıkardım.Ve bir deneme yemeği yaptık.O gün bu gündür güveçte yapılabilecek her yemeği denedik neredeyse.Güvecin hikmeti mi yoksa etin ve sebzelerin kısık ateşte pişirilmesinden mi bilemiyorum ama güveçte pişen yemek çok daha lezzetli oluyor,öğrenmiş olduk :) Fotoğraflarda “güveçte etli mantar” ve "güveçte etli kuru fasulye” yemeklerini görüyorsunuz.

ps;blogumun fotoğraf kapatisesi dolmuş:( bir de arşiv blogu açmak zorunda kaldım."Ee nolmuş yani" demeyin içimden sizinle de paylaşmak geldi :)))

Neşeniz bol olsun…

17 Mayıs 2011 Salı

MİSAFİR

Hafta sonu yine misafirlerimiz vardı.Misafir söz konusu olunca mutfakta vakit geçirmek çok daha keyifli oluyor benim için.Bu seferde yine heyecanla daldık mutfağa ve elimizden geleni yaptık.Zeytin yağlı yaprak sarması,mayalı poğaça,bol fındıklı ağlayan kek,patatesli börek,kısır ve salata çeşitleri sunduk arkadaşlarımıza…Güzel bir haftasonun ardından yorucu iki gün daha bitti :) ve heyecanla Perşembe gününü bekliyorum,kaçış var yine planlarda :)

Neşeniz bol olsun...

10 Mayıs 2011 Salı

YAĞMURDAN SONRA-II

Son günlerin yoğunluğundan bir türlü önceki haftadan kalan yağmur sonrası fotoğraflarını yayınlayamadım.Haftasonu Muğla dan arkadaşlarımız gelince bol gezmeli tozmalı geçti günler.O arada da fırsat bulup pc başına oturamadım.Muğla da ki dostların düğününden bahsetmiştim şurada .Evlilikleri yeni olunca tüm hafta sonu neredeyse her sohbetimiz ilişkiler üzerine oldu,hele bir de ben ve Elçin Ali ve Yasin’e karşı olunca çokta keyifli oldu muhabbetlerimiz :) Böyle güzel dostlarla zaman öyle neşeli geçiyor ki tadı damağında kalıyor insanın.
Bahsettiğim gezinin fotoğrafları yağmur sonrası serisi karşınızda :)Yağmurdan sonra damlalar henüz düşmeden...keşke kuş seslerini de duyurabilsem buradan :)


Neyse yine fazla yazacak zamanım yok,hemen kaçacağım…Çandarlı da deniz pırıl pırıl,hava ılık ve hoş ama güneşsizken “fırsat bu fırsattır” diyerek çıkmıştık yürüyüşümüze.Zaten ne zaman bu vakitlerde Çandalı ya gitsek etraftaki sessizliğin tadını çıkarıyor,bahçede dolanıp duruyor,şarkılar mırıldanıp hayran oluyor,her taşla her otla ilgileniyorum.O günde babam önde biz arkada tırmandık dağlara…Rengarenk çiçekler,mis gibi bir hava,dereden akan suyun sesi ve kuş cıvıltıları eşlik etti yol boyunca bize.Annemin çantasına attığı meyveleri dere kenarında yerken başladı yağmur.Ama aldırmadık,sık ağaçların yaprakları korudu bizi…İşte o fotoğrafların devamı…

Bu son fotoğraftaki yapı bir değirmen...taa rumlar zamanından kalmış...içi sap-saman dolu...

Neşeniz bol olsun...

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...