11 Mayıs 2010 Salı

HOŞ SOHBETLER

Gecenin bir yarısı boğazımda feci bi ağrıyla uyandım.Sabah okula gitmek için kalktığımda ağrı daha bir artmış dayanılmaz hale gelmişti.Okula değil doktora gittim haliyle.Bugün dördüncü ders saatinde bizim dersimizin ortak sınavı olduğu için biraz dinlenip gittim okula.Hasta hasta zor bir gün oldu…

Şimdi biraz daha iyiyim.Her Çarşamba öğle arası yemek vaktini birkaç öğrencimle geçiriyorum.Sekizinci sınıftan sohbet meraklısı,araştırma yapmaya hevesli,tartışmayı seven dört öğrencim var.Tarihten felsefeye,dinden edebiyata,sanattan günlük hayata aklımıza ne gelirse ders sonrası oturup sohbet ediyoruz.Onlar konuşuyor ben dinliyorum ve onların her geçen gün zenginleşip gelişen düşünce dünyasını görmek beni mutlu ediyor.Kimi zaman vakti olan diğer öğretmen arkadaşlarda katılıyor bize konu konuyu açıyor derken zaman nasıl geçip gidiyor anlayamıyoruz.
Ve yarın yine Çarşamba...Yine yarın öğle arasında birkaç öğretmen arkadaşım ve bizim dahi öğrencilerimiz birlikte bir şeyler yiyeceğiz.Geçen haftadan onlara söz verdiğim için ilaçlarımı alıp kalktım yatağımdan,hastalığı falan bir kenara bırakıp işe giriştim.Nefis bir sodalı börek ve şeker gibi bir kurabiye yaptım onlar için :) Yoruldum ama böyle değerli öğrencilerim için değer...

Şimdi iyileşeyim ve yarın güzel bir gün olsun istiyorum…

Neşeniz bol olsun…

9 Mayıs 2010 Pazar

EVDE HAFTASONU

Bu aralar blogumuzla bu kadar çok ilgilenmemden anlaşılıyordur bu günlerde evimizde daha çok vakit geçirdiğimiz :) Bu gün annelerimizin gününü telefonla kutlayabildik.Anneciğime doyasıya sarılmak için tatili bekliyoruz,diğer annemize ise Ali hala tam anlamıyla iyileşmediği için gidemedik.

Evimizin keyfini çıkarıyoruz.Uzun zamandır evde bu kadar çok vakit geçirmemiştik.Kitaplarımızı düzenledik,çalışma odamızı yeniden dekore ettik,uzun uzun kahvaltı ettik,ilginç filmler seçip izledik,güzel havayı fırsat bilip balkonumuzda sohbet ederek kahvelerimizi içtik.Ha bir de bol bol telefon görüşmesi yaptık :) Bizi özellikle de Ali’yi merak eden kuzenler,halalar,arkadaşlar sağolsunlar arayıp halimizi hatırımızı sordular;çok şükür iyiyiz…İyiyiz ve evimizde evim güzel evim diyerek zaman geçiriyoruz…

Neşeniz bol olsun…


8 Mayıs 2010 Cumartesi

ANNEM İÇİN

Anneler günü yaklaşırken annelerimizin ihtiyacı nedir diye düşünmeye başlamıştık.Ali nin annesi yakınımızda olduğu için Çandalı’daki yazlığa ya da buradaki eve gittikçe etrafımıza bakıp durduk annemin neye ihtiyacı var diye.Bu yüzden onun hediyesini belirlemek zor olmadı.Ama benim anneciğim buralardan uzakta olunca onun hediyesi konusunda zorlandık biraz.

Yıllardır annelerimize değişik hediyelerle sürprizler yapıyoruz.Ama zaman geçtikçe gönül istiyor ki gerçekten ihtiyaçları olan,hayatlarını kolaylaştıracak ve her zaman kullanabilecekleri bir şeyler alalım.Bu durumda kardeşler devreye giriyor,birlikte düşünüp taşınıp karar veriyoruz ne alınması gerektiğine.Böylelikle gerçekten işe yarayan bir şeyler hediye etmiş olmak hediyeyi alan kadar mutlu ediyor bizleri de…


Bu anneler gününde hediyelere karar verdik ama araştırma aşaması biraz uzun sürünce geç kaldık biraz :) Annelerimiz geç ama güzel hediyeler alacaklar…Ali’nin annesine yazlıktaki yeni mutfak için bir bulaşık makinesi seçtik.Ali’nin kardeşi ile birlikte alacağız.Benim annem için ise şarjlı bir el süpürgesi alacağız.Annem için düşündüğüm diğer her şeyi abla ve kardeşlerim bizden önce düşünmüşler çünkü :) Uzun zamandır araştırıyoruz şarjlı el süpürgesini ve sonunda Fakir Turbo şarjlı el süpürgesinde karar kıldık.Annemin cidden işine yarayacak bir şey.Kullananlardan çok olumlu şeyler duydum.Çok kullanışlı olduğu,diğer el süpürgelerinden çok daha fazla çekim gücü olduğu ve çok işe yaradığını söylüyor herkes.Birde sizlere sormak isterim,eğer bahsettiğim ürünü kullanan veya bilen arkadaşlar varsa onlarında fikirlerini almak isterim...

Neşeniz bol olsun…

7 Mayıs 2010 Cuma

ÇİÇEĞİMİZ ÖLÜYOR

Çok acıklı bir başlık oldu farkındayım ama gerçek bu… sanırım bizim guzmaniamız solup ölecek.Daha önce bu güzel çiçeğimizden burada bahsetmiştim. Çiçeğimizi ilk aldığımızda minik kırmızı bir saksısı vardı ama guzmania büyüdükçe saksısı küçük gelmeye başladı, geçenlerde daha büyük ve yine kırmızı bir saksı aldık.Guzmanianın saksı değişimi nisan ayı olduğu için tam zamanıydı ve değiştirdik saksısını.O zaman çektiğim fotoğraflara bakınca daha iyi fark ediyorum ne kadar da güzel kıpkırmızı imiş yaprakları.Oysa şimdilerde kırmızı yapraklar sararmaya başladı,kuruyor sanki.Oysa elimden geleni yapıyorum sararıp solmasın diye.

Çiçek bakımından anlayan arkadaşların yardımına ihtiyacım var…Bu güzel çiçeğimizi kurtarmak için ne yapabiliriz bilen var mı?

Neşeniz bol olsun...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

HAYATIMIN TADI

Sevdicek hala hasta…ve 10 gün raporlu.Hayatın tadı tuzu yok onun şen kahkahalarını duymadıkça :( Çok şükür ciddi bir şeyi yok sadece geçtiğimiz haftaların iş yoğunluğunun üzerinde bıraktığı yorgunluğu atmak,biraz kafa dinlemek için raporlu.Ama telefonları hiç susmuyor :(

O evde dinlenirken ben okulda koşturuyorum.Ve benim canavarlarım için kafa patlatıyorum.Sevdiceğimin de yardımı ile geçen hafta okulda küçük bir yarışma düzenlemiştim.Ve bugün yarışmada birinci olan 2 kız,1 erkek öğrencime ödüllerini takdim ettik :) İşin en eğlenceli kısmı ödül faslı olunca ödülleri fotoğraflamayı da ihmal etmedik tabi.Fotoğrafları telefonla çektiğim için kalite düşük, farkındayım.Bu arada ben fotoğraf çekeceğim diye, hediye ettiğim saatlerin arkasına rengarenk kalemleri ile fon oluşturan Cihan’a teşekkürü bir borç bilirim :)Ödül olarak aldıkları bu saatler onları öylesine mutlu etti ki hediyesini alan Berfin beni öptükten sonra “Öğretmenim,bizim için artık saat hep Ayşenur öğretmeni gösterecek” dedi.Tabi bu sözün üzerine benim payıma düşen mutluluğu varın siz tahmin edin :)Elimizdeki malzeme insan hatta bir çocuk olunca onlar için çabalamanın zorluğu da hazzı da tarif edilemez.


Dikkat ettiyseniz küçücükte olsa bir nazar boncuğu iliştiriverdik sayfamızın bir köşesine.Allah tüm blogcularla birlikte bizi de nazarlardan korusun inşallah.


Neşeniz bol olsun…

3 Mayıs 2010 Pazartesi

NAZAR

Pazar günkü sınav görevim Cuma günü belli olunca hemen aradım sevgiliyi “Aşkım Pazar günü için bana çok güzel,çok önemli bir sürprizin varsa o sürprizi cumartesi gününe alabilir misin?” Ali gülmeye başladı,sürprizim yok da diyemedi “Aaa aşkım olmaz ama benim sürprizim ancak Pazar günü yaşanır,cumartesiye alamam” diye benimle aynı telden çalmaya başladı :) Ali benim bu hallerime alışık ama bu sözlerimi duyan öğretmen arkadaşlarımın karnına ağrılar girdi gülmekten :) “Ooo demek böyle sürpriz yaptırılıyormuş,süper bir taktik bu” demeye başladılar hemen.Neyse ben durumu anlattım Ali’ye Pazar günkü sınavda görevliyim diye.Pazar günü görev olunca cumartesiyi iyi değerlendirelim dedik.Doyasıya uyuduktan sonra çıktık yeni bir kahvaltı mekanı denedik ama sonuç hayal kırıklığı oldu.Kahvaltıdan sonra Çandarlı’ya kaçtık yine Çandarlı’nın mis gibi havasını soluyup,kafamızı dinleyip döndük İzmirimize.

Neyse ki Pazar günkü sınav diğerlerine nazaran kısa sürdü.Çıkınca Ali beni Atatürk stadyumunda çok güzel bir programa götürdü.Gerçekten de sürprizi varmış Ali’nin ve cidden de cumartesiye alınmazmış :) Harika bir programdı,saatler süren programda kah eğlendik,kah hüzünlendik…



Ve bugün Ali’nin maçı vardı yine ama gidemedik maça.Sevdiceğime nazar değmiş kesinlikle.Önce ayağını burktu,sonra geçen haftaki maçta karşı taraftan biri yüzünden kas zedelenmesi yaşadı günlerdir ağrısı var ve daha ağrısı geçmeden bugün hastalandı.Sevgili maça gidemeyince bugünkü maç sonucu da yenilgi oldu ve bizim takım elendi :( Buradan böyle 11-3 yendik diye yazdık diye mi nazara geldik yoksa.Maşallahlarınızı eksik etmeyin :)


Neşeniz bol olsun…


SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...