13 Haziran 2011 Pazartesi

ALIŞVERİŞ GÜNCEM-I

Geçen gün sıcaklara bi kaç laf edecek oldum akabinde biraz da olsa serinledi havalar :) Öyle ki dün gece biraz titredim ince bi hırka alıp çıktım balkona.Hatta şu an tatlı tatlı yağmur yağıyor bizim buralara.Ah keşke tüm yaz böyle ılık geçse…Malum dün seçim vardı ve o nedenle bu gün bize tatil.Evde keyif yapıyorum :) Geçtiğimiz cumartesi tüm gün evde dinlendik,Pazar günü ise oylarımızı kullandık ve gezmeye çıktık.Yolumuz bir ara Ege Park’ta ki English Home mağazasına düştü.Orada epeyi bi vakit geçirip indirimden yararlandım doyasıya :) İşte fotoğraflardaki güzel kırlentler de dünden beri evimize renk katıyorlar.Başlığı alış-veriş güncem diye attım ama bi çoğunun fotoğrafını çekmediğimi hatırladım sonradan.E devamı da II. yazıya inşallah...
PS;Türkiye seçimini yaptı…Herkesin kırmadan,dökmeden hiçbir seçmeni yada seçileni cahillikle,aptallıkla yaftamadan sonucu sindirebilmesi umuduyla...Kazanan her daim Türkiye olsun…

Neşeniz bol olsun...

9 Haziran 2011 Perşembe

SICAK

Bütün kış soğuklardan o kadar çok şikayetçi oldum ki şimdi bugünün beni bezdiren,tansiyonumu düşürüp başımı ağrıdan çatlatan kavurucu sıcağına laf etmeye yüzüm yok :) Bu sıcağa bir de sırf matrak olsun diye okula gelen bir avuç öğrenci milletinin bitmeyen enerjisi de dahil olunca dayanılmaz oluyor hayat.Neyse ki az kaldı,sabrediyorum :)


Neşeniz bol olsun...

7 Haziran 2011 Salı

ALAÇATI’DAN

Dersim erken bitti 11:30 da evdeydim.Yolda gelirken sıcaktan iyice bunalınca bu havada yapılacak en güzel şey evde yatıp dinlenmek,hatta uyumak dedim…Gelir gelmez de yattım zaten.Uykuya geçişin en tatlı yerinde bas bas bağıran bir seçim otobüsünden gelen iğrenç melodi ile zıpladım.Ya sabır dedim gözlerimi kapattım yine.Ama ne mümkün uyumak sanki sözleşmiş gibi her bağımsız aday,her parti propagandasını tam benim uyuyacağım vakitte kapımızın dibinden geçerek yapıyor.Hayırlısı ile şu seçim bi gelip geçsin de kurtulalım şu gürültü ve görüntü kirliliğinden.Ya şu süreçte yemin ederim bir çok adaydan da partiden de nefret ettim.Yeter artık,değil mi ama?

Neyse birazcık geçtiğimiz hafta sonumuzdan bahsedeyim de sakinleşeyim :) Malum cumartesi günü SBS vardı ve ben de görevliydim.Sınav sonrası biraz kafa dağıtmak için minik bi geziye çıkalım dedik.Tercihimiz ne zamandan beri gidelim dediğimiz Alaçatı’dan yana oldu.Hafta sonu olması hasebiyle oldukça kalabalıktı ve her zaman ki gibi cıvıl cıvıl…Alaçatı rengarenk ve nispeten pahalı bir yer.Bunun yanı sıra biz fotoğraf meraklıları için de malzemenin çok bol olduğu süper bir yer :) Alaçatı nın şirin sokaklarında,güzel cafelerinde,deniz kıyısında bol bol bastım deklanşöre.Bir sonraki gün Alaçatı dan Çeşme’ye geçtik.Uzun zamandır gitmemiştik,iyi geldi yine Çeşme bize :) Bir önce ki Çeşme sürprizi için tıktık :)








Neşeniz bol olsun...

3 Haziran 2011 Cuma

HAFİF :)

Havalar iyiden iyiye ısınmaya başlayınca beslenme şeklim de değişiverdi.Tüm yaz salata çeşitleri yesem bıkmam ben ve genelde her yaz da durum böyledir.Yağlı,ağır yemeklere hiiiç yaklaşamam bu sıcaklarda,hele bu aralar hiç midem kaldırmıyor.Bu sıcaklara alışma süreci zorlayacak beni yine.Haftanın son günü eve erkenden gelmenin hazzıyla hemen hafif bişeyler hazırlayayım istedim.Hem beni yormayacak,hem hafif hem de lezzetli…Piyaz özellikle Ali için :)
Neşeniz bol olsun...

1 Haziran 2011 Çarşamba

KAÇAMAK

O kadar Çandarlı fotoğrafı yayınlayınca -benim bile- fotoğraflara bakıp bakıp Çandarlı hasretim debreşti.Hele bir de hafta sonu SBS görevi,sonra ki hafta oy kullanmak için burada olmamız gerektiği düşünülürse ben daha çok hasret çekecektim.Ama yok hasret filan çekmeyip bu akşam yemeğe Çandarlı ya gidelim dedik.Şimdi heyecanla beklemedeyim,sevdicek gelsin hazırlanıp çıkacağız akşamüstü.Son bi haftadır iştahım fena halde kesilip,midem bulanıp dursa da Çandarlı da akşam yemeği fikri kulağa hoş geliyor :)
Fotoğraflar yaklaşık bir ay kadar önce yine Çandarlı nın yüksek kesimlerinde çekidi.

Neşeniz bol olsun...

30 Mayıs 2011 Pazartesi

"Allah Hepimizi Kibirden Korusun"(AMİN)

Geçmiş olsun dilekleri ve duaları ile içimi ferahlatan tüm dostlara selam olsun.Herkese yürekten teşekkürler.Ben ne zaman bu kadar vesveseli bir hatun oldum bilemiyorum.Ama sanırım yediğimiz içtiğimiz her şeyden şüphelenmeye başladığımız andan beri.Ve bir doktorun koyduğu teşhisi diğerinin reddettiği,ciddi bir hastalığın aylarca teşhis edilemediği haberlerini duydukça,okudukça bu hale geldim ben de çoğu gibi.Dün akşam bahsettiğim minik şişlik önce kızardı sonra morarmaya başladı.Ve ben daha çok korkmaya başladım.Sabah erkenden vardık doktorun kapısına.Doktor ama ne doktor!Her mesleğin iyisi de kötüsü de var işte.Ben sabah sabah kötü bir meslek ehline denk düştüm.Öyle çok canımızı sıktı ki terbiyesiz kadın muayene filan olmadan çekip çıktık yanından.Eşim de dahil aile de bir çok kişi sağlık camiasından olmasına karşın,öyle bir terbiyesizin haddini bildirmek çokta kolayken,karşısında sabrımızı koruduk çok şükür.Gerçi bi ara Ali kadının saçını başını yolacak diye çok korktum :) ama sevdicek sağolsun sabrını muhafaza ederek,efendice yapılması gerekeni yaptı!Fakültede eğitim hocalarımızdan birinin iki cümlesinden biri “Allah beni kibirden korusun” idi.Şimdilerde ara ara derslerimde mırıldanırım ben de bu cümleyi ve gülümser çoğu öğrencim.Umarım onlar da ilerde anlarlar aslında bu basit cümleciğin altında yatan kocaman manayı.Bu günde diyorum ki “Allah beni kibirden ve kibirlerinin kendilerini esir aldığı insanlardan korusun (amin)”…Ve Allah ciğeri beş para etmeyen öyle insanlara o bembeyaz önlüğü giyip,milleti daha da hasta etme fırsatı vermesin :)
Neyse daha sonra güvendiğimiz ve bildiğimiz bir hastaneye gidip muayene oldum.Güler yüzlü,tatlı doktor abla bacağımda ki morluğu görünce “aaa çok kötü enfekte olmuş” dedi.Ardından ilaçlarımı yazıp,her soruma cevap verdi.İlaçlar bitince tekrar gideceğim ve moraran kısmın üzerinde çıkan şey (adını unuttum) küçük bi müdahale ile alınacak.Anladığım kadarıyla önemli bişeyim yok (inşallah).
 Çandarlı
Gün kötü başladı ama iyi bitti :) Malum haftasonu buralardan ayrılmadık.Haftasonunu,özelliklede Pazar gününün önemli bi kısmını kendime ayırdım.Kuaförümden hiç aklımda olmayan bi saç modeliyle ayrıldım mesela,güzel oldu ama :) Sonra uzun zamandır ihmal ettiğim cilt bakımlarımı yaptım ki benim cildim öyle her ürünü kabul etmez,hassastır.Buna rağmen fazla bakım istemez,sorun çıkarmaz bana,en azından şimdilik :) Yani diyeceğim o ki haftasonu Çandalı ya gidemedik ya içimde kaldı bari fotoğraflara bakıp hasret gidereyim,sizlerle de paylaşayım :)
Çandarlı kalesine bakış
Çandarlı
Neşeniz bol olsun…

29 Mayıs 2011 Pazar

DUMANI ÜSTÜNDE

Pazar günleri pc başında olmaya alışkın değilim.Akşamın bu saatinde bile olsa bir Pazar akşamı bloguma yazıyor olmam tuhaf :) Uzun zamandır hafta sonu tatili verdiğim sayfamıza bugün tatil yok.Yine dolu dolu iki gün oldu.Az önce mis gibi kahvemizi de içtik,şükür keyifler yerinde :) Daha önce de bahsi geçmişti ve bahsetmiştim kahve ile aram yoktur,hangi türü olursa olsun.Ama kahve keyfi olayını seviyorum.O yüzden kendim için de bol köpüklü bir Türk kahvesi yapıp sevdiceğe eşlik ediyorum balkonda.

Sanırım yarın okula gidemeyeceğim.Dizimin altında tuhaf ve küçük,ağrılı bir şişkinlik oluştu Cuma akşamı.Yarın dr.a gideceğiz,önemli bi şeydir diye korkup vesvese yapıyorum :( Sevdiceğe kalırsa minik bi operasyonla alınacak.Dilerim öyle olur.Yoksa sürekli face ve twitter dan bazen de buradan “gezenti çift” diye takılan can arkadaşlarımın nazarı mı değdi? :) Şaka bi yana dr.a gitmekten nefret ediyorum :( Allah hepimize sağlık,hastalara şifa versin…


Neşeniz bol olsun…

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...