13 Ocak 2011 Perşembe

ÇORAPLARIMA BAKIN :)

Havalar nasıl da soğuk gidiyor böyle.Hele böyle günlerin sabahları,Allahım ya yataktan çıkmak kabus :( Bu aralar çok üşüyorum,çok çabuk hastalanıveriyorum.Bu soğuklarda fazla nazlıyım o yüzden :) Aşırı soğuğu kaldıramıyor benim bünyem,çünkü çok üşürüm ben.En çokta ayaklarım üşür.O yüzden bu havalarda evde patiksiz gezemem.Annem bilir beni,ayaklarımın ne çok üşüdüğünü de…O yüzden rengarenk patikler yaptırmıştı çeyizim için.Bir sürü,renk renk patikler…Aynı şekilde sevdicekte bilir bir türlü ısınmayan minik ayaklarımı :) Geçenlerde Mudo da dolaşırken fotoğraftaki çoraplarımı görür görmez “tam senlik” diye alıp attı sepete.Eve gelip hemen çoraplarımı giyince de “tavşan çoraplı kız” diye epeyi bir güldürdü beni :) Pembe tavşan çoraplarımla öyle mutlu-mesut eğleniyorken,fotoğraflasın diye bol bol poz verdik Ali’ye :)

Benim gibi ayacıkları çok üşüyen ve böyle şirin figürlü çoraplara bayılan sevdikleriniz varsa eğer bu soğuk günlerde onlara bu tarz şirin şeyler hediye edebilirsiniz siz de.Mesela geçen akşam bize gelen bir arkadaşım çoraplarıma bayılınca ona da alayım dedim ama aynısından bulamadım Mudo da.Sonra başka yerleri araştırınca bunlar kadar şirin bir sürü çorap,ev babeti ve pandufa rastladım.Hangisini alacağıma karar vermem zor oldu ama sonunda arkadaşım için çok cici şeyler seçtim.Hediyesini vereyim de onun ayağında sizler için fotoğraflayayım en kısa zamanda :)

Bu arada bu cici şeyler çok sıcak tutuyorlar ayakları.Aynı zamanda çorapların altındaki plastik noktalar da kaymayı engelliyor :))


Neşeniz bol olsun…

11 Ocak 2011 Salı

BAVUL

Bu yıl izlediğimiz tiyatro oyunları önceki yıllara oranla ciddi anlamda azaldı.Bunun öncelikli nedeni bu yıl sevdiceğin de benim de oldukça yoğun olan iş hayatımız sanırım.Ben Ali’ye göre daha şanslıyım iş hayatının yoğun günleri konusunda ama ikimizden birinin yoğun olması yetiyor işte.Sadece iş hayatı değil elbet;haftanın iki akşamı devam etmeye çalıştığımız kurslarımız var.Haftada iki akşam dolu olunca diğer akşamlara dolduruyoruz tüm programları.Aile,arkadaşlar derken her akşam bir yerlerde bir şekilde geçip gidiyor zaman.Birde “şu oyunu mutlaka izleyelim” diyebileceğimiz bir oyun çıkmadı henüz :( Ama yaklaşık 2 ay kadar önce mybilet ten “Ölüm Öpücüğü” adlı bir oyuna bilet aldık.Son anda yapılan başka programlar yüzünden biletimizi tam üç kere değiştirdik :) Mybilet ten bilet almanın en güzel yanı da bu;bizimki gibi planlarınız değişirse biletinizi açığa alabiliyorsunuz.O bileti kullanabilmek bize üçüncü seferde nasip oldu.Ama farklı bir sahne ve farklı bir oyunda.Geçtiğimiz haftasonu müsait olunca hemen internetten bakıp Konak Melek Ökte sahnesindeki “Bavul” isimli oyunu seçtik.


İzmir'in güzel aşamlarından...

Seyahat dönüşü havaalanında bavulları karışan bir kadın ve erkeğin hayatları da karışırsa ne olur? Olaylar komedi örgüsü içinde işlenip; mutlu sonla biter mi acaba?...” diye soruyor oyunun tanıtımında.Ben bu soruya cevap vermeyeyim ama oyun hakkında minik bir değerlendirme yapayım; Eser Sam Bobrick,çeviri E.Tuncay Turan...Dekor oldukça güzeldi.Kostümlerde öyleydi demek isterdim ama günümüz eserlerinden olan oyunun kostümleri de bildiğiniz güncel kıyafetlerdi işte.Bu oyunu merak edip,izlemeyi planlayanların iştahını kaçırmak istemem ama ben izlerken basit bir Amerikan sitcom u izliyor hissine kapıldım ve çok sıkıldım.Komedi idi ben gülecek bir şey bulamadım.Benim için zaman kaybıydı.Keşke daha tadı tuzu yerinde bir oyun izleyebilseydik ama her uyarlama başarılı olamıyor maalesef.Daha fazla zalimlik etmeyeyim ben,en iyisi izlemek isteyenlere iyi seyirler dileyelim :)
Oyun esnasında fotoğraf çekmek istemediğimden oyundan karelere yer veremedim,oyunun fotoğraflarını görmek isteyenler tık tık.
PS:Sevgili medanşeri ödüllendirmiş bizi.çok teşekkür ederiz...

 
Neşeniz bol olsun…

5 Ocak 2011 Çarşamba

MUTFAĞIMIZA KÜÇÜK DOKUNUŞLAR

Oldum olası küçük mantar panolarla aram çok iyi olmuştur.Lisedeyken odamda,sonraları öğrenci evimizde,daha sonraları ise Trabzon’daki bekar evimde çok kullanmışımdır çeşitli mantar panoları.Şimdiler de de mutfağımda… :) Cidden seviyorum bu mantar pano olayını :)Seviyorum ama uzun zamandır unutmuştum ben o panoların varlığını.Ta ki geçen akşama kadar.O akşam Koçtaş’ın internet sitesinde dolaşırken minik kedicikli bir mantar panoya rastlayınca yeniden debreşti mantar pano aşkım.

Hiç üşenmedim kalktım giyindim, gittik Koçtaş’a…Koçtaş benim öyle çok uğrak yerlerimden olmasa da girince köşe bucak gezmeyi seviyorum.Bu seferde öyle oldu,iyice yorulana kadar gezdik ve kendimizi masrafa soktum :) evet ben yaptım :) Birbirinden güzel rengarenk minik kilimleri görünce dayanamadım aldım,işlemeli çerçevelerin fiyatına bakıp "ne kadar ucuzmuş" dedim onlara da dayanamadım,minik bir tablo vardı -yalnız bir başına- orda öylece yalnız kalmasın dedim…dedim de dedim işte…kedicikli mantar pano dedim tuttum konuşma bulutu şeklindeki mantar panoyu sevdim aldım :)

Eve gelince neyi nereye koyalım derdine düştük.Mantar panonun yeri mutfak oldu.Hemen okuldaki panolarımızda kullandığım renkli raptiyelerimi buldum.Birkaç fotoğraf,birkaç cümle astık panomuza.Ve ben o panoya raptiyeleri batırırken çıkan sesi yine çok sevdim :) Fotoğraflarken panomuz çok sade idi ama şimdi çok daha güzel ve dolu…
PS;Pano üzerindeki fotoğraflar da neymiş diye hiç anlamaya çalışılmamalı bence :) çünkü fotoğraflarda biz ve dostlar var diye ben üzerlerinde oynayıp anlamsız bir hale soktum onları :)
PS II;Ben gibi meraklısı için işte koçtaştaki bazı tatlı panolar.
Neşeniz bol olsun...

4 Ocak 2011 Salı

GÜNÜ KURTARAN HEDİYE :)

Öğretmenler odasının kapısı önünde gülen gözlerle biraz da heyecanla beni bekliyordu Bengisu.Yanına yaklaştığımda ışıl ışıl minik bir paket uzattı bana.Önce anlayamadım ne olduğunu,daha benim doğum günüme çok var diye geçirerek içimden “bu ne için?” dedim. “hediyeleşmek için sebebe gerek yok ki öğretmenim,ama biz çekiliş yapmıştık bana siz çıktınız.Bu sizin ve eşiniz için…” deyince “vay benim akıllı cimcimem,sevdiklerini mutlu etmek için elbet bir sebebe ihtiyaç yok… “ :) dedim,başladılar yanındaki arkadaşıyla kıkırdamaya :) Paketi açtım özenle,içinden bu şirin fincanlar çıktı,öptüm öğrencilerimin yanaklarından,hemen fincanımdan sıcacık bir şeyler içme derdine düştüm :) Bu soğuk,karanlık havada iyi geldi bana bu güzellikler…Havanın kasvetine kaptırmışken kelimelerimi,içimden sadece bakmak -ne konuşmak ne yazmak- sadece bakmak gelirken bir iki kelam da olsa ettirdi Bengisu’nun hediyesi…
beni hatırladıkça,
ara sıra gönlümü al.
sokakta görünce, gülümse,
yanıma yaklas,
az elin elimde kal.


evine misafir geleyim,
kahvemi sen pişir.
taze doldurulmus sürahiden
bir bardak su ver
yetişir.


(ziya osman saba)


Şiir mi? Hiiiçç içimden geldi :)


Neşeniz bol olsun…


30 Aralık 2010 Perşembe

PEMBELİ CİCİ KOLYE

Bu gün dersim biraz geç başlıyordu buna rağmen zor uyandım yine.Uykuya doyamadım yine diye düşünürken kendimi hiçte iyi hissetmediğimi fark ettim.Başağrısı,halsizlik…Olsun,kalkınca düzelirim dedim.Giyindim,süslendim çıktım.Ama yolda dayanamayacağımı fark edince hemen yolumun üzerindeki aile hekimimize uğradım.Dönüşte de ilaçlarımı aldım geldim eve yattım.Sevdiceği telaşlandırmayayım diye “iyiyim” dedim ama o zaten sesimden anlamış durumu aramış doktorumu rapor istemiş.Çok şükür şuan kendimi çok daha iyi hissediyorum.Yatmaktan sıkıldım,kalktım biraz yazayım kafam dağılsın dedim :)

Pembeli cici kolyemden bahsedeyim sizlere.Öğrencilerim bayılıyor bu kolyeme.Öğrenci milletinin gözünden hiçbir şey kaçmaz ne giyseniz ne taksanız en ince ayrıntısına kadar inceler,unutmazlar.Bir ara benim pick me kolyeme takmışlardı kafayı şimdilerde de gözleri bu kolyemde :) Kolyem sevgiliden hediye,pembe tişörtünü giyince Ayşenur,çıkarınca Ali oluyor :)))
Neşeniz bol olsun…

29 Aralık 2010 Çarşamba

IŞIL IŞIL BİR KULE

Işıl ışıl olan sadece kule değil,neredeyse tüm İzmir daha bir ışıldıyor son günlerde.Ağaçlar,elektrik direkleri,meydanları süsleyen anıtlar ve daha nicesi pek bir parlaklar bu aralar.Büyük şehir belediyesi tarafından yeni yıl öncesi yapılan aydınlatma çalışmalarıyla iyice güzelleşti zaten güzel olan şehir :) Basmane Meydanı, 1. Kordon, Turgut Özal Rekreasyon Alanı, Bornova Meydan, Bostanlı Sahili, İnciraltı Rekreasyon Alanı, Susuz Dede Parkı, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı, Cumhuriyet Meydanı ve Konak Meydanı'nı ışıklarla süsleyen Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kentte farklı bir hava oluşturmuş.


Tabi İzmir’in simgesi saat kulesi unutulmamış,kulede yapılan düzenlemeyle bir ışık yağmuru oluşturulmuş ki seyrine doyum olmuyor. Konak Meydanı'ndaki gölgelikler, yelken direkleri, meydandaki ağaçlar ve vapur iskelesi de göz kamaştırıyor…

Bu ay şurada bahsettiğim proje kapsamında saat kulesinde çekim yapmak için geçen akşam Konak’ta idik.Saat kulesini ışıl ışıl görünce “şansa bak” dedim,bir taşla iki kuş olayı bu olsa gerek :) Saat kulesinde ve çevrede bol bol fotoğraf çektik,gönlümüzce…
PS: İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, ışıklandırma çalışmaları kapsamında 31 km. uzunluğunda led hortum, 1 milyondan fazla ledli ampul ile bin adet projektör kullanmış…

Neşeniz bol olsun…

28 Aralık 2010 Salı

GEZELİM,GÖRELİM

Kemalpaşa,Bozdağ,Gölcük,Ödemiş,Birgi derken yine haftasonumuzu geze geze geçirdik.Neredeyse bizde gelenek halini aldı;arabasının modelini yenileyen,aile üyelerini istedikleri yere gezmeye götürüyor :) Sevgili kayınpederim iki hafta kadar önce yeni arabasını alınca galeride bana nereyi gezmek istediğimi sormuş ve eklemişti “İstersen Bozdağ’a götüreyim sizi,sana fotoğraf için bol bol malzeme çıkar.” O yüzden gezi planımız iki hafta öncesinden belliydi.Sağolsun ikinci babam dediğim sevdiceğimin babası oğullarından çok benim ne istediğimi sorar,ben söz konusu olduğumda akan suların durduğunu söyler,ne zaman uzun zaman görüşemesek beni gördüğünde gözleri dolu dolu olur.Hepsi karşılıklı tabiki ama çok şanslı bi gelinim vesselam,aman maşallah diyelim :)

Benim fotoğraf çekmeye olan merakım yüzünden özellikle Bozdağ seçildi ama şansımıza hava oldukça karanlık ve soğuktu.Işık az olunca fotoğraflarımız istediğimiz gibi olmadı ama bol temiz hava,ödemiş köftesinin tadı,karlı dağların görüntüsü iyi geldi hepimize.İşte bir kaç minik fotoğraf;





PS;Fotoğrafların orjinal boyutlatına yer veremedim yine fazla foto var diye.Eğer yolunuz Bozdağ'a düşerse yol üzerindeki satıcılara mutlaka rastlarsınız (bknz son fotoğraf).Eğer buralardan köy peyniri,tereyağ,kuru fasulye almak isterseniz şiddetle tavsiye ederim.Ha bir de fotoğraftaki bayan gibi sizde oradaki teyzelerin yaptığı sıcacık gözlemelerden yemek isterim derseniz patatesli gözlemeleri çok lezzetli,yedim biliyorum :))
Neşeniz bol olsun…

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...