20 Aralık 2010 Pazartesi

SEBZELİ FARFALLE TRİCOLORE SALATASI


Haftanın ilk gününü atlattık çok şükür.Bu gün size haftasonu afiyetle yiyip doyamadığımız bir lezzetin tarifini sunayım istedim.Başlığa bakmayın siz,bildiğiniz "Sebzeli Makarna" tarifi vereceğim :) Ali öğrenci evinde yediği makarnaların fazlalığı nedeniyle makarnadan bıkmış biri.Onun aksine ben makarnayı çok seviyorum.Bu makarnayı Ali denemek istedi ve bildiği makarları unuttu bunu yedikten sonra :) Çünkü oldukça hafif,süper bir lezzet.Makarnayı gördüğümde öylesine iştahım kabarmıştı ki düzgün bir fotoğraf çekemedim,ancak bu kadar oldu :)

İşte tarifi;

Malzemeler;
1 paket farfalle (kelebek) makarna
1 adet küçük boy havuç
1 adet küçük boy patates
1 adet küçük kırmızı biber
1 adet küçük parça brokoli
2 yemek kaşığı mayonez
2 yemek kaşığı yoğurt
1/3 yemek kaşığı dğranmış dereotu
tuz
pulbiber

Hazırlanışı;
.Bir paket kelebek makarnayı çok yumuşamayacak şekilde haşlayınız.
.Sebzeleri küçük küpler halinde doğrayınız ve haşlayınız.
.Makarnayı süzünüz,soğuk sudan geçiriniz ve soğumaya bırakınız.
.Mayonez,yoğurt ve pişirilmiş sebzeleri karıştırarak makarnaya ilave ediniz.
.Tuz ve pulbiber ile tatlandırınız,dereotu ile süsleyerek servis yapınız.
Afiyet olsun...
Neşeniz bol olsun...

17 Aralık 2010 Cuma

DEKORATİF NASREDDİN HOCA :)

Günün adı bile insanı dinlendirmeye yetiyor :) En azından bana öyle oluyor, günlerden Cuma diyorum keyfim yerine geliyor.Hele bir de bugün dersim erkenden bitiyor ya eve gelir gelmez tatil erkenden başlıyor benim için.Bugün sizin için evdeki minik Nasreddin Hocamızı fotoğrafladım.Bu şirin şeyi geçen bayram Konya’dan dönerken uğradığımız Akşehir’den almıştım.Ne tatlı değil mi?Evimize gelen misafir çocuklarının gözdelerinden biri de bu hocamız :)

Böyle elma yanaklı tatlı bir Nasreddin Hoca olur da bizi gülümseten fıkraları olmaz mı? ;

BENİM YERİME SENİ GÖTÜRÜR
Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
-Hanim en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur.
-Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
-İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.
:))
Tazı
Ava meraklı çok cimri bir subaşı Nasreddin Hoca'ya:
-“Hoca Efendi, bana tavşan kulaklı, geyik bacaklı karınca belli, şöyle sicim gibi zayıf bir tazı buluver!” der.
Bir süre sonra Hoca, bir sokak köpeğinin boynuna ip takıp subaşıya götürür. Subaşı:
-“Aman Hoca Efendi, ben senden incecik bir tazı istemiştim. Sen ise bana koca bir sokak köpeği getirmişsin!” deyince,
Hoca lafı gediğine koyar:
- “Merak etmeyin efendim. Sizin yanınızda bu köpek bir aya varmaz, tazıya döner!..”
:))

 
Neşeniz bol olsun…

ONE LOVELY BLOG AWARD

Sevgili İlkbahar ödüllendirmiş bizi.Haftanın bu en güzel gününde bu güzel ödül iyi geldi:) Teşekkürler İlkbahar.

Bu ödül benden farklı ve eğlenceli yazılarıyla okumaya doyamadığım la row güncel e gitsin...

Neşeniz bol olsun...

15 Aralık 2010 Çarşamba

DUVAR KAĞITLARI

Geçen gün bu yazı burada bitmedi demiştim ya hah işte devamı;Orada bahsettiğim odamız için hala güzel bir duvar kağıdı arıyorum.Odanın bir duvarını –yatak başının geldiği duvar- ya efektli boya ile boyatalım ya da duvar kağıdı ile kaplatalım dedik.Bizim karşı odamız Ali nin kardeşinin odası,o odasının tüm duvarlarında efektli boyayı tercih etti çokta güzel oldu.Ama biz sadece bir duvar için düşünüyoruz.Duvar kağıdında seçenek daha çok olunca duvar kağıdı aramaya koyulduk.Geçen gün Koçtaştaki duvar kağıtlarına baktık.Ama pek beğenmedim siz ne dersiniz?




(Son fotoğraftaki beyaz-kabartmalı duvar kağıdı favorim şimdilik...duvarlar tamamen beyaz,mobilyalar da beyaz olacak.O nedenle duvar kağıdı gri,güzel bir kırmızı yada böyle beyaz ama kabartmalı olsun diyorum.Bembeyaz bir odaya rengarenk aksesuarlarla renk katmak en son işimiz olacak)

En kısa zamanda Alsancak ve Karşıyaka da gördüğüm birkaç ithal duvar kağıdı satan dükkana da uğrayalım diyorum.Hatta oralardaki seçeneklerimizi de fotoğraflayıp fikrinizi alayım :)

Neşeniz bol olsun...

13 Aralık 2010 Pazartesi

MY NAME IS KHAN


 Geçtiğimiz cumartesi günü İzmir'in dağları karlıydı.Hava da öyle soğuktu ki dışarıda dolaşmak keyif olmaktan çıkıp eziyet halini alınca İzmir milleti alış-veriş merkezlerini doldurdu.Soğuk havaya rağmen biz kapalı alış-veriş merkezleri yerine Forum Bornova'yı tercih ettik.Tabiki yine İkea :)

Haftasonu yine film şöleni vardı bizde :) Birbirinden güzel üç film seçtik yine.Bir Hint,bir Rus ve bir adet de İspanyol yapımı üç adet değişik film.

How I Ended This Summer (2010) - Bu Yazı Nasıl Geçirdim?;Dram,Rus yapımı,İMDB Puanı;7.2 ...

El Secreto de Sus Ojos / The Secret In Their Eyes (2009) - Gözlerindeki Sır; Dram,gerilim,suç,polisiye ,İspanyol yapımı,2010 yılı en iyi yabancı film oscarı,İMDB Puanı;6.7

My Name Is Khan (2010) - Benim Adım Khan; Dram,Politik,Romantik,Hindistan,IMDB puanını boş verin ben puanımı söyleyeyim 9/10 :) Evet biz çok severek izledik bu filmi.Film Türkiye de gösterime girer mi bilmiyorum ama mutlaka izleyin der,şiddetle tavsiye ederim.Rizwan Khan (shahrukh khan) oyunculuğu süper,filmin konusu,konunun işlenişi,müzikler izleyeni alıp götürüyor verdiği mesajlar ise kanayan yaramız...Film hakkında daha çok şey yazasım var ama gerek görmüyor şu soğuk günlerde alın bu flmi izleyin diyerek kısa kesiyorum:)

Neşeniz bol olsun...

10 Aralık 2010 Cuma

YATAK BAŞLIĞI ve KARYOLA İKİLEMİ :)

Uzun zaman önce yazlıktaki yatak odamızın dekorasyonuna kafa yorduğumdan bahsetmiştim sizlere.Hatta o zamanlar şu yazımda size çok beğendiğim bir aynadan söz etmiş ve hala odamız için bir çöp bile seçemediğimizden yakınmıştım.O günden bugüne değişen pek bir şey yok.Sadece odanın boyası yapıldı;sade beyaz…yerler beyaz laminat olsun isedik.Ve uzun aramalar sonucu beyaz laminat parkeyi vario da bulduk.Parkeler beyaz,içinden ince gri çizgiler geçiyor.Odaya uygulandığında çok güzel oldu,bembeyaz huzur verici bir oda…

Bir de istediğimiz tarzda mobilyalar bulsak süper olacak.Yazlıkta oda çok,kalacak oda sorunu olmayınca bir de sürekli öncelikler değişince bir türlü oranın mobilyalarına sıra gelmedi.En önemlisi de “hah işte budur” dediğimiz şeyler bulamadık.Aylar önce sevdicek ikeanın beyaz dört direkli ve tüllü karyolasını çok beğenmiş ve ille bu olsun demişti.İkeacılar mutlaka görmüştür o karyolayı hatta bende fotoğraflamıştım,şimdi buraya da ekleyeyim dedim ama fotoğrafı bulamıyorum :( Neyse biz o karyolada kesin karar kıldık,hatta almaya gittik ama baktık ki karyolaya uygun komodin,benim istediğim tarz şifonyer,ayna,iki kapılı şık bir elbise dolabı yok.O yüzden o gün almaktan vazgeçtik.Ayrıca ben ikeanın karyolasına bayılmış olmakla birlikte “keşke karyolanın kenarlarındaki o dört direk istediğimiz zaman çıksa ve karyolanın şık bir başlığı olsa da iki şekilde de kullanabilsek” tarzında sayıklamaya başladım.Ne çok şey istiyorum değil mi? :) Sonuç itibariyle bir karar vereceğim yakında,en son çare ne istediğimi en ince ayrıntısına kadar anlatıp,çizdirip yaptırtacağım -ki bu beni çok yoracak biliyorum-,ya da hayalimizdeki mobilyalar bir gün bir yerde çıkacak karşımıza :)
İşte bu ikinci ihtimal aklımda olarak dolaşıyorum çarşı pazarı ben.Geçen akşam da Alsancak’ta dolaşırken bir mağazanın vitrininde fotoraftaki yatak başlığını görünce vitrine yapıştım ben.Dükkan kapalı olduğu için fotoğrafını çektim.İstediğimiz bu olabilir,fiyatını soralım hem de daha yakından bakalım diye ertesi gün gittik dükkana.Başlığı daha yakından gördük hatta bu özel tasarım bir takımmış,takımın diğer parçalarına da baktık.Diğer parçaları sevmedim ama başlık hoşuma gitti.Gel gör ki duyduğum fiyat hiç hoşuma gitmedi :) sadece yatak başlığının fiyatı 4.500 TL … Özel tasarım olduğu için böyleymiş fiyat.Doğrudur ama ben bir başlığa o kadar para vermeye değil o kadar paraya tüm takımı çıkarmaya niyetli sayılırım :) O yüzden kendi tasarımımı kendim yapar gider mobilyacıya yaptırtırım,hem de istediğim,içime sinen şey olur :)

PS;Aslında bu yazı burada bitmedi ama arkadaşlarımla buluşcam devamını en yakın zamana erteliyorum :)  

Neşeniz bol olsun…

9 Aralık 2010 Perşembe

EVİMİZDEN BİR KÖŞE

Günler öncesinde yazdığım şu yazımı okuyan sevgili Hülya çiçeklerimi çok beğenmiş.Ama çiçeklerden ziyade pembe çiçeğin ilk fotoğrafında, arkada duran minik rahleye dikkat etmiş.Ne kadar dikkatli okurlarım var benim,cidden ya bak şaka yapmıyorum gözünüzden hiçbir şey kaçmıyor farkındayım :) Hülya maille bana ulaşıp rahleyi nerden aldığımı ve fiyatını sorup,ayrıntılı fotoğraf istemişti;ancak fırsat bulup yazıyorum işte.Bu rahle bana (yanlış hatırlamıyorsam) 23. yaş günü hediyemdi.Çok sevdiğim sınıf arkadaşlarım Saime ve Esra ellerinde bu rahle ile gelip, Üsküdar da şirin bir çay bahçesinde doğum günümü kutlamışlardı.O gün bugündür her evimde en güzel yerlerde durup,evime güzellik katmaktadır kendileri.Hediye olduğu içindir ki sevgili Hülya nereden,kaça alındığı hakkında sana yardımcı olamayacağım.Ama senin için rahlenin bulunduğu köşeyi fotoğrafladım :)


 Rahleyi üzerine oturttuğum şey çaktırmasada bir ütü masasıdır esasında :) Anneciğimin hediyesi,dağınıklığımı toplasın diye almıştı :) İçindeki sepete ütülenecekleri koyuyorum kapatıyorum.Ütü yapacağım zaman açıyorum,diğer zamanlarda böyle küçük masa vazifesi görüyor :) Rahlenin hikayesini anlattım zaten,cam vazo sevdiceğin gönderdiği (çiçeksepeti.com dan gelen) çiçeklerden hatıra,içindeki pembe karanfiller ikea(canlı pembe çiçeğim orayı beğenmedi değiştirdim yerini)…
Duvardaki tabloya gelince;onun tuhaf bir hikayesi var :) Anlatmadan geçmeyeyim ; Şimdi benim bir arkadaşım ev değiştirdi,kiradan çıkıp kendi evine taşındı.Bu taşınma olayı bir buçuk sene önce falan oldu ama.O aralar bizde ev değiştirdik.Aradan belli bir zaman geçince arkadaşımı davet ettim,oturduk,sohbet,muhabbet,şakalar,komiklikler falan derken güzel oldu.E o da ev değiştirdi ya “bi gün bize de gelin” dedi.Bende “inşallah,sen ayarla bi gün çağır gelelim” dedim ve düşündüm ki şimdi bu arkadaşım kendi evine taşındı,yeni evine giderken eli boş gitmek olmaz ona bir hediye alayım.Ne alayım ne alayım derken Koçtaş ta bu tabloyu gördüm ve çok hoşuma gitti.Arkadaşımın pembe salon takımına uyum sağlayacağını düşünerek aldım ben bunu,bir güzel paketlettim,üzerine notumu yazdım,içine değişim kartını attım,beklemeye başladım.Bekliyorum ki arkadaş yeni evine davet etsin de giderken hediyemi de alıp gideyim.Ben beklerken telefonda falan görüşüyoruz,konuşuyoruz.Ha çağırdı ha çağıracak derken bir buçuk yılı aşkın bir süre geçti,benim hediyeye yazdığım not,değişim kartı filan zaman aşımına uğradı,neredeyse hediye paketi soldu,her temizlikte ordan oraya paketi taşımaktan bana sıkıntı geldi derken en son çalışma odamızı düzenlerken baktım ki bizim odanın bir tane daha tabloya ihtiyacı var;Yırttım paketi,attım notları-kartları,asıverdim duvarımıza :) İyiki de asmışım bizim odaya çok yakıştı valla :) İşte böyle…


PS;Dün yirmilik dişimi çektirdim o yüzden iki gündür pek bir nazlıyım :) iki ay öncesinde demişti doktorum bu dişin çekilmesi lazım diye ama iki aydır köşe bucak kaçıyordum.Taki geçen hafta bir arkadaşımı benim doktora götürene kadar,baktım ona bişey olmadı bana da olmaz diyerek bende diş olayını halledeyim dedim.Bir hafta erteledim yine ama dün Ali nin yanına gidince doktorcumla karşılaştık,sohbet falan ederken kendimi dişçi koltuğunda buldum.Dişçi korkumu bildikleri için tüm hastane seferber oldu benim için :) Oldukça zorlu bir çekimdi,ama Haftaya diğer yirmilikte çekilecek.Şimdiden kara kara düşünüyorum...Aman ne uzun bir not oldu.Tamam bitti...

Neşeniz bol olsun...

SELANİK

İzmir den yola çıkışımız sabah 8.30 u buldu. Yol müziklerimiz eşliğinde keyifle yol aldık. Planın ilk parçası Edirne idi. Bi gece Edirne d...